24 Haziran 2007 Pazar

You don't know my name

Blogu arka arkaya deli saçması yazımlarımla doldurduğum için hem blog arkadaşlarımdan hem de okuyucularımızdan özür dilerim.
"İsim insan hayatında önemlidir" demişti Cem Yılmaz bir gösterisinde. Aynen katılıyorum. Horatio, eşine az rastlanan bir isim. O zaman bir meşhur futbolcudan etkilenip (futbol fanatiği olmamda etkisi var herhalde!) ismimi koyan babama teşekkürlerimi sunarım. Ancak yaşamımı kolaylaştırmıyor. İlk sorun, erkek mi kız mı olduğum anlaşılmıyor ismimden. Yazılı ortamlarda, mail listelerinde filan ya dolaylı olarak erkek olduğumu ima ediyorum (bi Selahattin Başçavuş vardı bizim taburda) ya da doğrudan yazıyorum. Spor salonunda egzersiz programımı çok sefer kadınlar bölümünden çıkarınca çareyi kartın üstüne bir daire-ok çizerek buldum.
İkinci sıkıntı, ismim akılda kalmıyor. Kalsa da yanlış kalıyor. İnsanlar ilk iki heceyi göre yaratıcılıklarını sergiliyorlar. O yüzden, örneğin Zıtarbucuksta filan kahvenin üzerine Ahmet, Mehmet, Can gibi isimleri yazdırıyorum. En komiği, geçenlerde mesajlaştığımız danışmanımız mesajımı cevaplarken ismimi yanlış yazdı, Horar Bey diye. Hadi balık hafızalısın, okumandan da yok be bilader! Horar'ı bizim tayfa da çok kullanıyor, başka bir hikayeden dolayı.
Üçüncüsü -ki buna pek sorun denemez- dostlar, aile ve sevgili, ismimi daha kolay bulduğu şekilde söylüyor. Horar, HorHor, Hora, Horatioş gibi. Ama dediğim ya bundan şikayetçi değilim. Samimiyetin işareti çünkü.
Herşeye rağmen ismimi seviyorum.

4 yorum:

silgi dedi ki...

hiçbir şey anlamadım.

Herbert dedi ki...

normaldir biz de he deyip geçiyoruz, horar mı o?

Horatio dedi ki...

biz anlıyoruz da mı yazıyoruz?

Muneca dedi ki...

Uzun olması dışında ismin gayet güzel. Sıradan değil bi' kere. Bence benimki daha kötü; '80 sonrası kuşakta metrekareye iki tane düşüyor. Bizimkiler keşke bana da öyle bir isim koysaydı.