31 Mayıs 2008 Cumartesi

28 Mayıs 2008 Çarşamba

82.vilayet


Japonya'nın hemen arkasından 48 saatlik bir Berlin gezisi yaptık sevgilimle. Berlin'in gezilecek görülecek yerlerini blogumuzun gözbebeği muhteşem insan melontheroad 2006 aralık ayında yazmıştı. Merak eden oradan okuyabilir.

Berlin'de havaalanından çıkar çıkmaz İstanbul'a geri dönmüş gibi oluyorsunuz. Havaalanına akrabalarını karşılamaya gelmiş onlarca Türkten birine şehir merkezine nasıl gideceğinizi sorabilirsiniz. Otobüs, metro size uymuyorsa, hay hay, taksiye binin, nasıl olsa şoför Türk.

Diyelim ki Berlin duvarının kalıntılarından birine bakıyorsunuz. Soğuk savaş dönemini yansıtan hediyelik eşya almak istiyorsanız oradaki seyyar satıcılara "hayırlı işler" diye lafa girebilirsiniz.


O kadar gezinin üstüne yorgunluğunuzu atmak ve açlığınızı gidermek için iyi bir yemek şart. İtalyan ya da Meksika lokantası farketmez, siparişinizi garsona Türkçe verebilirsiniz.

Buradaki Türklerle anlaşmadaki tek sorun neredeyse tamamının Raga Oktay aksanına sahip olması.
Berlin tren istasyonun önündeki geniş yeşil alanda mangal yapmak yasakmış. Ne saçma!

Her genç kızın rüyası, Zetina dikiş makinesi

Evlenmek en birinci ev kızından en kariyer düşkününe kadar tüm genç kızlarımızın rüyasıymış demek ki.

27 Mayıs 2008 Salı

Japon yapmış 2

Japonya'nın mühendislik alanında geldiği yere bir başka örnek Shinkansen denen hızlı tren. Bu trenlerin en yavaşına binme fırsatı buldum. En yavaş Shinkansen bile Kyoto ile Tokyo arasındaki 400 küsür kilometrelik mesafeyi her durakte durarak 3,5 saatte alabiliyor. Hızı zaman zaman 200 km/saat'e ulaşıyor ve su bardağınız bile sallanmıyor.

24 Mayıs 2008 Cumartesi

japonyadan arkadaşım geldi, evde bir bayram havası


Lütfen kıroluk yapmayalım, japonya'da basılan kitaplar bize göre sondan başa olacak şekilde dizgilenir. hatta mangaların kare içindeki düzeni bile sağdan sola doğrudur. sonra vay efendim ben hikayenin sonunu gördüm, hortum ağzıma değil kulağıma girdi gibi cahilliklere gerek yok.

22 Mayıs 2008 Perşembe

21 Mayıs 2008 Çarşamba

Japon yapmis

Japonyada gelinen seviyeyi gosteren cok belirgin bir ornek TOTO marka tuvalet sistemleri. TOTO tuvalette oturulan yeri isitiyor, totonuzu istenilen sicaklik ve basincta yikiyor.

O kadar teknoloji arasindan bunu mu buldum? Ne yapayim sig bir insanim iste.

20 Mayıs 2008 Salı

yüksek yüksek tepeler

Hak ettiğiniz sonsuz mutluluğu birbirinizde bulmanız, az dertli bol neşeli bir hayatı paylaşmanız umuduyla...

argh

19 Mayıs 2008 Pazartesi

保存されました

Japonyadayim.

16 Mayıs 2008 Cuma

30 yaş bunalımı mı? O da ne?

Benim gözlemlediğim kadarıyla yok öyle bir bunalım durumu.

Sağlıklı ve huzurlu nice yaşlare Herbert'imiz!

14 Mayıs 2008 Çarşamba

Formül Bir

Bu seneki F1 organizasyonuna büyük şans eseri katılma imkanı buldum. Arasıra etrafta dolaşan reklam panosu kılıklı, acayip tekerlekli araçların gürültüsü olmasa her şey daha da iyi olurdu. Yine de F1'in özünden kopmadım.



12 Mayıs 2008 Pazartesi

a night out in istanbul

akşam 4te galata köprüsünün altında bira içerek başlattık cumartesiyi. haliçe karşı bakarak ve insanı ısıtan güneşe yüzümüzü çevirerek yayıldık armut koltuklara. solumuzda ruslar, sağımızda akşamki galatasaray maçı ve sonuçlarını bizden daha iyi bilen hollandalılar vardı. karnımız acıkınca karaköy balık pazarındaki salaş mekana yollandık. balıkekmek sonrası pangeaday'e bi bakalım dedik, atladık tramvaya. tesadüfen orada bulunanlar hariç pek bir hareket yoktu. biz de beyazıta doğru yürüdük. meşhur çorlulu ali paşa medresesini şans eseri keşfedip nargile tüttürdük. iyi aile çocuğu olmak başa bela, iki çekişte kafayı bulduk. beyazıttan beyoğluna geçtik. istiklali doldurmuş azgın geselilerden kaçmaya çalışıp kendimizi karaokeye attık. o "like a stone" senin, bu "umbrella" benim, şu "trouble" da benim, takıldık.

they spun a WEEEEEEEEEEEB for me


tiny dancer


The only true currency in this bankrupt world is what you share with
someone else when you're uncool.

9 Mayıs 2008 Cuma

Tunus#2



Mr.TGM@Tunisia
Yakında bu sinemada!

pangea day

8 Mayıs 2008 Perşembe

Takım Elbiseli Devrimci(!)



Dün akşam işten çıktığımda saat 8 gibiydi.
Dediler ki Odtü'de konser varmış,Şilili bir grup çıkıcakmış.
Yoksa Inti Illimani mi diye sordum,evet onlarmış.
Konserin ikinci yarısına yetiştik. İspanyolca şarkılara eşlik etmeye çalışan eğlenceli ve güzel insanlar vardı çimlerde..Şarap ve biralar ellerde..
El Condor Pasa'yı bekledim çalarlar diye, belki biz gelmeden önce çalmışlardı.
Olsun sonu güzel bitti en azından..

"El pueblo unido jamas sera vencido"

Dedikodu



Güzeller güzeli Fransız spiker Melissa Theuriau, Fransız komedyen bozuntusu, Amelie'deki manav çırağı Jamel Debbouze ile evlenmiş diyolar!!
Bu çiftin çocukları nasıl olur acaba?

Kapı kilitleriyle kültürel yolculuk

Farklı kültürler gündelik hayatta kullandığımız eşyaların da farklılaşmasına yol açıyor elbette. Bu farklılıklardan ortaya çıkışını en merak ettiğim şey klozetlerdeki taharet musluğu. Nasıl oluyor da Avrupa'da, Amerika'da filan "kuru temizleme" yapılıyor da biz suyla yıkama yapıyoruz? Bu Türklerin göçebe hayatından mı kaynaklanıyor yoksa İspanyol kaşif Pizarro'nun İnka İmparatoru Atahualpa'yı esir almasından mı?

Dün akşam bizim apartmana girdim. Merdivenlerden yukarı çıkarken aşağıdan sesler duydum. Trabzandan aşağı sarkarak baktım, iki çift çekik göz bana bakıyor ve "hello, hello" diyordu. Aşağı indim.

Bizim alt dairenin kapısının önüne serilmiş migros poşetlerinin üstüne oturmuş, cips ve kola ile hayatta kalma mücadelesi veren iki çekik gözlü kız vardı. Door open filan bir şeyler miyavlıyorlar ama anlamak mümkün değil. Sonunda bir tanesi kapıyı ve elindeki anahtarı gösterip "open the door please" dedi.

Türk yardımseverliğini bu turist arkadaşlarımıza göstermek amacıyla verdikleri anahtarla kapıyı açtım. Çok minnettar oldular. Sonra kafama sert bi şeyle vurmuşlar. Uyandığımda cüzdanım ve arabanın anahtarları gitmişti. Şaka şaka.

Efendim, olay şu: Bu Tayvanlı kardeşlerimiz kapının kilidini 3 tur çevirerek normal bir şekilde açmışlar. Ancak Türk aklı gerektiren ve kilidin dilini içeri almaya yarayan sihirli dokunuşu bir türlü becerememişler. Nasıl yapılacağını gösteriyorum, önce 3 kere çevir, sonra kapı kolunu hafif çek, sonra 4.kez çevirmeye çalış, sonra ileri ittir, diyorum. Anlamıyorlar. Ben de bu zavallı kapıda kalmış insanları bizim eve davet ettim. Geceyi beraber geçirdik. Şaka şaka.

açık çağrı no 2

Şöyle Tunus görmüş bir arkadaşımız olsa, fotoğraflarını, maceralarını bizle paylaşsa...

7 Mayıs 2008 Çarşamba

Belagat

belagat -ti
isim, eskimiş (bela:gat, l ince okunur) Arapça bel¥¦at

1 . İyi konuşma, sözle inandırma yeteneği:
"Gülünç olduğu kadar hazin bir belagati varmış."- H. F. Ozansoy.
2 . Söz sanatlarını inceleyen bilgi dalı, retorik.
3 . edebiyat Konuyu bütün yönleriyle kavrayarak hiçbir yanlış ve eksik anlayışa yer bırakmayan, yorum gerektirmeyen, yapmacıktan uzak, düzgün anlatma sanatı.
4 . mecaz Bir şeyde gizli olan derin anlam:
"Sükûtun belagati."- .

Bugün yine saatlerce toplantı yaptık. Bir sonuç çıktı mı? Hayır. Zaten toplantıya ayrılan zamanın %10 filan verimli geçiyordur herhalde, geri kalan zaman aynı lafların tekrarı, çay kahve molaları, ego tatminleri...

Neyse efendim, bugünkü toplantılardan birinde karşımızda bir amcamız vardı. Kendisi, düzgün ve yerinde yaptığı konuşmalara ek olarak karşısındakine kızdığı anlarda bile koruduğu sükuneti ve bu kızgınlık anlarında normalde ağızdan çıkabilecek çeşitli laflara bulduğu karşılıklarla gönlümüzü kazandı. İşte bazı örnekler:

Karşı taraf saçma sapan kanıtlarla iddiasını ispatlamaya çalışıyor.

Horatio olsaydı: "atma ulan o kadar da değil, ağzından çıkanı kulağın duysun"
Amca: "Lütfen bunları söylerken karşınızda bir muhatap olduğunu unutmayın."

Karşı taraf daha önce söylediği bir şeyin tersini iddia ediyor.

Horatio olsaydı: "yok artık, daha dün böyle böyle demiştiniz."
Amca: "Önce bir hafızalarımızı tazeleyelim."

Karşı taraf hiçbir çözüm yoluna yanaşmıyor.

Horatio olsaydı: "eee siz de ne ...ye ne ...ye geliyosunuz"
Amca: "Böyle durumlarda en kötü şey iradesizliktir. Sizde de bu irade eksikliğini görüyorum."

Öğreneceğimiz çoooook şey var.

1 Mayıs 2008 Perşembe

1 Mayıs - orantılı güç

http://video.haberturk.com/Video.aspx?v_ID=35635&k_A=haberturk

http://video.haberturk.com/Video.aspx?v_ID=35634&k_A=haberturk

Yaşasın 1 Mayıs

Tıpkı tabur komutanının çarşı izinlerini yasaklaması gibi...
"İstanbul Valiliğinden gelecek ikinci bir talimata kadar" Taksim'e girilemiyor.