29 Kasım 2007 Perşembe

27 Kasım 2007 Salı

Rapidshare

Gelen yoğun talep üzerine bir dosya paylaşma sitesi olan Rapidshare'den ilgi duyduğunuz şeyleri nasıl bulacağınızı söylüyorum.

Diyelim ki "melontheroad" isimli kadife sesli sarışın sanatçının "parmağını burnuna sokan çocuk" isimli albümünü indirmek istiyorsunuz. Gugli'ye

'rapidshare.com/files' melontheroad parmağının burnuna sokan çocuk


yazıyorsunuz.

Gugli size o dosyanın rapidshare adreslerini şakkadanak getiriyor. Siz de indirip afiyetle resimlere bakıyorsunuz.

İki kadın vokal önerisi

İkisini de beğenmedim. Belki daha sonra.

1-Regina Spektor
2-Katie Melua

23 Kasım 2007 Cuma

Haftanın kitabı

Tatar Çölü, bazen istifa etmeyi planladığınız işiniz, bazen ayrılmak istediğiniz sevgiliniz ve bazen de tamamen değiştirmeyi istediğiniz yaşamınızdır.

Haşim İşcan Geçidi

İstanbul'a yeni taşındığım, mabadımın henüz yoğun trafikte geçen saatler süresince koltukla başladığı simbiyotik yaşama alışmamış olduğu dönemlerdi. Can sıkıntısı beni benden aldı alacakken Haşim İşcan Geçidini gördüm. Bir insan bu kadar mı sevinir bir köprüyü gördüğüne. Haşim İşcan Geçidi benim için hep abimle borsa oynadığımız dönemde tapusu için kavga ettiğimiz yeşil bir diktdörtgendi, gerçekte var olduğunu hiç düşünmemiştim. Bir de buna niye bu kadar sevindim bilmiyorum, Valikonağını gördüğümde hiçbişey olmamıştı. Bolca bisikletin olduğu bir işhanıymış aynı zamanda.






Not1: borsaya monopoly diyen insanlar etraflı bi köteği hakeden insanlardır. beline beline vurasım gelir sopayla.
Not2: hala bisiklete binemiyorum.

Günün Sözü

Gelişmiş dünyada önemli olan know-how'dır, Türkiye'de ise know-who.

Nejat Eczacıbaşı

22 Kasım 2007 Perşembe

add to shopping cart

the story of male achievement through the ages

I want to spend the rest of my life with the woman at the end of that table there, but that does not stop me wanting to see several thousand more naked bottoms before I die, because that's what being a bloke is. When man invented fire, he didn't say, "Hey, let's cook." He said, "Great, now we can see naked bottoms in the dark." As soon as Caxton invented the printing press, we were using it to make pictures of, hey, naked bottoms! We have turned the Internet into an enormous international database of naked bottoms. So you see, the story of male achievement through the ages, feeble though it may have been, has been the story of our struggle to get a better look at your bottoms. ~Coupling, "Inferno," original airdate 2 June 2000, written by Steven Moffat, spoken by the character Steve

Persepolis



Sonunda dün izlemeyi başardım. Marjane Satrapi'nin otobiyografisinden yola çekilerek oluşturulan bir yapım. Bir genç kızın gözünden genel olarak İran devrimi ve buna karşılık batı dünyasının bakış açısı anlatılmış. Filmi izlerken sürekli bir İran-Türkiye karşılaştırması yapıyor insan ister istemez. Sıkılmadan keyifle izleniyor film. Bazı sahneler iyi karikatürize edilmiş ve gerçekten güldürüyor. Politik yönü dışında duygusal unsurlara da iyi yer verilmiş, bence başarılı bir yapım. Ama başyapıt değil. Yine de görülmesi gerekir.

"Punk is not ded"

21 Kasım 2007 Çarşamba

Ricky Rubio



Bu çocuğa dikkat. Adı Ricky Rubio,henüz 17 yaşında. Dün oynanan Joventut Badalona-Turk Telekom maçında ilk kez izledim. Deli bir oyuncu. Avrupa ve Dünya basketboluna damgasını vurması yakındır.Ankara'ya geldiği zaman izlemek isterim. İlerde torunlara anlatırız.

20 Kasım 2007 Salı

aneboda

14 montajdan sonra:

horatio: o şuraya takılacak abi
herbert: offfff
horatio: alahtan bunda çivi falan yok
herbert: 30 tane çaktık ya abi?
horatio: o buna mıydı
ahahahaha


evet yazınca komik olmuyor bazı şeyler

19 Kasım 2007 Pazartesi

9 to 5

16 Kasım 2007 Cuma

Cuma Akşamından Notlar

#Mesai saati bitiminde yazıyorum bunları. Haftasonu geldi. Bu aralar iş anlamında üretken olduğumu söyleyemem. Yan gelip yatma durumları var hafiften. Ankara'ya döndüğümden beri konsantre olamadım doğru düzgün.
#Dün Client konseri yalan oldu. Onun yerine Ankapol'de tek gösterime gittim. Maurizio Nichetti adlı İtalyan yönetmenin Volere Volare adlı filmi. Uzatmadan söyliyim 10 üzerinde 7 alır daha fazlası değil. Biraz animasyon, biraz fantastik, biraz da komedi vardı. Yine de seviyorum bu tek gösterimleri.


#Bu gösterimlerde sürekli gördüğüm şapkalı adam meğer 100.yıl semtinde bakkalmış. Özellikle ODTÜ camiası iyi tanıyor kendisini. Forumlarda adı komunist bakkal olarak geçiyo ama o kadarını bilemem. Tavas'ta rastladığım Commandante Tekel Bayisinin başka bir versiyonu demek.
#Geçen hafta Horatio ile Erdal İnönü'nün cenazesine gitmiştik. Bugün de bir arkadaşımın akrabasının töreni vardı. Cenazeden sonra bir yere gidip o kişiyi keyifli bir şekilde anmak güzel bir olay. Vasiyetime yazıyım boşuna helva pişirmiyin gidip bir yerde için diye:)
#Yarın hareketli bir gün olabilir.Mezunlar buluşması var ve saksafon kursum başlıyor.Saksafonda hedefim Dexter Gordon:)

Son söz:Bu ara bloga pek comment gelmiyor.
Yoksa??

Bugün

Bugün peydahlanan iş sorunlarını toparlayabilmem için yazmam gerekiyor. Yazı tahtası olarak blogu dolayısıyla sizleri kurban seçtim. Yazdıklarımın anlaşılmaması sonucunda zaman kaybetmeniz olasıdır.

1-Şirkette çalışacak bir yabancı eleman için çalışma izni alınması gerekiyor. Bununla ilgilenen bir müşavir ve şirkette sekreterimiz var. Yapılacak işin birinci kısmı başvuru. Belgeler toparlanacak, eleman bizzat vatandaşı olduğu şehirdeki T.C. konsolosluğuna giderek başvuracak, akabinde 3 gün içinde şirket olarak biz burada bakanlığa başvuracağız. Bu kadar basit. Bugün öğreniyorum ki, yurtdışındaki başvuru dosyasına bizim buradan bakanlığa teslim edeceğimiz belgeler de eklenmiş. 3 gün içinde o belgeleri toparlamamızın imkanı yok, yurtdışından da 3 günde gelmez.

2-Çalışma izni ile ilgili olarak konsolosluğa bir yazı göndermiştim. Konsolosluktan şirketin yönetim kuruluna benim yazımın asılsız ve üslubum sert olduğuna dair bir şikayet yazısı geldi.

3-Satın aldığımız 50bin dolarlık ekipmanı fabrikadan şantiyeye teslim edilecek. Satış temsilcisi nakliyeyi ve nakliye sigortasını halledeceğini söyledi. Her şey tamam. Bugün bir telefon, nakliyeci hazır sigorta eksik. Tamam, yaptıralım. Önce nakliyeciyle konuş: Ohooo adam çoktan yola çıkmış. Neden yola çıkmadan önce haber yok? Karşıdan ses yok. 3 kuruşluk sigorta yüzünden nedir bu durum?

4-Şantiyenin çalışması için bir izne gerek var. Bugün bir haber geldi. İzne ilişkin faaliyetler durdurulmuş. Sebep bilinmiyor.

5-Bütün yapacağım işler pazartesiye kaldı.

15 Kasım 2007 Perşembe

Manu Chao



1999 yazında Fransa'da iken tanıdım bu adamı. Basit bir dille yazılmış şarkı sözleri,insanın kanını kaynatan müzikleri ile hemen esir aldı beni. Şarkıları genelde kısadır, yolda ve alkol alırken iyi gider.1998 yılındaki "Clandestino" hit albümüdür. O albümdeki tüm şarkılar iyidir bence. Sonra 2001'de "Proxima Estacion: Esperanza" çıktı ama ilki kadar tutmadı. Dün Kasım ayındaki Roll dergisinde gördüm, yeni albümü çıkmış röportaj yapmışlar Manu ile. Albümünün ismi "La Radiolina". 21 şarkı var ama dediğim gibi şarkıların çoğu kısa. Bir ara edinmek lazım.

Bir defa buralara da gelmişti.Manu Chao 2000'lerin Bob Marley'i bir nevi.

zihuatanejo

"little place right on the pacific. you know what the mexicans say about the pacific? they say it has no memory. that's where i'd like to finish out my life, red. a warm place with no memory. open a little hotel right on the beach. buy some worthless old boat and fix it up like new. take my guests out charter fishing."


Client



Bu akşam saat 22.00'de
@If Performance Hall,Ankara
Giriş Ücreti:15 YTL

Pek tarzım değil ama maksat aktivite olsun

14 Kasım 2007 Çarşamba

Herbert trafikten bildiriyor

Senol gunbayrak gibi trafikteyim yine. Gerci daha once de yazd?m ama yine yazmakta bir beis gormuyorum. Anadolu yakas?nda oturup avrupa yakas?nda cal?san ama yine de ise arabayla gelip giden bir de utanmadan benim bir seridimi isgal eden kitleye en derin sayg?lar?mla. herbert

10 Şubat 2005 - Karga Bar

TGM, Herbert ve ben, soğuk bir İstanbul akşamında Kadıköy Kadife sokakta dolaşırken Karga'ya oturmuştuk. Giriş katında bir grup çalıyordu. Geçtik biraları yudumlamaya başladık. Melodiler kafamıza kazındı, çok beğendik. Daha sonra bir yerlerden CD'sini bulduk. 2,5 yıl sonra öylesine aklıma geldi işte. Şarkılarını bu adresten dinleyebilirsiniz.

13 Kasım 2007 Salı

My Name is Earl

Samanyolu Televizyonunun yeni dizisinin tanıtımından bir parça: "Hayata hep serseri tarafından bakan Murat, hırsızlıkla, dolandırıcılıkla yolunu bulmakta; böylelikle bu adaletsiz dünyadan kendi payına düşeni aldığına inanmaktadır. Fakat son işinde yakayı ele verince Murat için her şey bir anda değişir. Hapse atılan genç adam, hırsızlığın sevimsiz yüzüyle karşı karşıya kalmıştır. Sırtında tonlarca günah, kurtuluşuyla arasında yüzlerce hayat olduğunu fark eden Murat, daha önce kötülükte bulunduğu insanlardan helallik istemek için kolları sıvar. Tövbe kapısını aralayan eski hırsız, artık geçmişte işlediği günahlardan pişmandır ve üzerindeki kul haklarından kurtulmalıdır. Fakat bu nasıl olacaktır? Hakkına girdiği onca insanı tek tek nasıl bulacaktır?"

CNBC-E'de yayınlanan My Name is Earl dizisini takip ediyorsanız yukardaki senaryo tanıdık gelecektir. Bu dizide hırsız Earl, Karma felsefesine inanıp kendisine bir liste yapıyor ve hatalarını tek tek düzeltiyordu. Samanyolu'nun dizisi de aynen bunu anlatıyor işte. Yıllardır değişik dizilerin Türk versiyonlarını izlemiştik ama bu kadarı olmamıştı.

İşte ana karakter Murat:

Earl:

Dizinin adı da muhteşem: HAKKINI HELAL ET
Diziyi izleyince düşüncelerimi paylaşacağım.

9 Kasım 2007 Cuma

Aklıma takılanlar

1-Metro treni, Levent durağında 1-2 dakika bekliyor, sebep olarak da "sinyalimiz kapalı" diyorlar. Sinyal ne demek? Bu bir şifre mi? Tek hat metro böyle bekliyorsa, yirmi hatlı metrosu olan şehirler zavallı mı?


2-Digitürk reklamındaki kızlar bizim kapımıza dayansa, Lost'taki en ince ayrıntıyı sorsalar, yine de geri dönmezler öyle. Hem Digiturk'üm var, hem de Lost'un tüm bölümlerini ezbere bilen ev arkadaşım. Sağdaki iyiymiş.
3-Trafikte Truman Show sendromu yaşıyorum. Bu sendromu ben icat ettim. Şöyle yaşanıyor: Kullandığım yolda keşmekeş bir trafik var diyelim. Bu yolun bir noktasında da gideceğim yere beni ulaştırabilecek başka bir yolu görüyorum. Bomboş. Ertesi gün o yolu kullanmaya karar veriyorum. O da ne? Dün aynı saatlerde bomboş olan yol, bugün 600 tane arabayla dolmuş.

4-Esin'in sobelediği gereksiz teknolojileri yazamadım hala. Esin de ne kendi bloguna ne bize uğruyor zaten. Umarım iyidir kendisi.

7 Kasım 2007 Çarşamba

Kadın Hafızası

E: Bak benim gittiğim spor klübü Hürriyet En İyi On'da 1 numara seçilmiş.
K: 4 ay önce en iyi seçilen o dondurmacıya gittiğimizde "bu listeler işe yaramaz, parayı bastıran adını yazdırır" diyen sen değil miydin, ne oldu şimdi?
E: chatbot error, please restart to continue.

8-0



bu sefer çubuklu formaları evde mi unutmuşlar?

hehehehehehehehehehehehehheheheheheheheh

6 Kasım 2007 Salı

Türkiye Blog Konferansı

Şu dakikalarda konferans başlamıştır sanırım. Konumuz bloglar, yer Yıldız Teknik Üniversitesi, katılım ücretsiz. Bir ara bizim bloga da yorum bırakan Eda Suner konuşmacı olarak katılıyor.

PROGRAM

Saat Konu Konuşmacı
13:30-14:00 Açılış Konuşması Çağlayan Arkan
Microsoft Türkiye Genel Müdürü
14:00-14:20 Türk Blog Yazarları Platformu Mert Ulaş
14:20-14:40 Internet Stratejileri ve Web 2.0 Arda Kutsal
14:40-15:00 Panel: Kişisel Blog Başarı Öyküleri Eda Suner & Devletşah Özcan
15:00-15:20 ARA
15:20-15:40 Web 2.0 ve Sosyal Ağlar Alemşah Öztürk
15:40-16:00 Interaktif Yaklaşım Murat Buyurgan
16:00-16:20 Pazarlama İletişimi ve Blog A. Selim Tuncer
16:20-16:40 Sosyal Ağların Blog Dünyasına etkileri Alper Akcan
16:40-17:00 Panel: Başarı Öyküleri; Fikir Atölyesi ve Marketallica Tunç Kılınç & Özgür Alaz

5 Kasım 2007 Pazartesi

remember remember 5th of november


"Beneath this mask there is more than flesh and bones. Beneath this mask there is an idea, Mr. Creedy, and ideas are bulletproof."

The Bluemoon Cafe

İstiklal Caddesinde karşılaşılan turistlerin zor duruma soktuğu Horatio'yu kurtaran Mr.TGM'nin öyküsüdür.

Turist 1: Excuse me, do you know where The Bluemoon Cafe is?
Horatio: Never heard of it.
Turist 2: It should be somewhere near Point Hotel.
Horatio: Point Hotel? Yes, you will turn left, walk across the street and you will see McDonald's there, and...
Mr.TGM: And ask somebody!

2 Kasım 2007 Cuma

al sana bir soru

birazdan çıkıp ne bulursam yiyip otel odama dönmek niyetindeyim. iş kısmı zaten belli, raporlar vs. tgm yazmış aşağıda. 5,5 aylık delidivanesel iş salınımının sonuna yaklaşırken ayaküstü bir sosyal hayat muhasebesi yapıverdim:

  • 5 sezon Alias
  • 3 sezon Grey's Anatomy
  • 3 bölüm Heroes
  • sayısını bilmediğim film
  • 15-20 tane bitsin artık temalı iş yemeği
tekrar edeyim 5,5 aydır sosyal hayatım ortalama 170 bölüm dizi, birkaç film ve sıkıcı yemekten ibaretmiş :) ha bir de ev taşıdım

sonra morkoyun'un bir yazısından bir cümle geldi aklıma:

"Büyüdüğümü biliyorum coktandir da ne vakit öldüğümü hatirlayamadim... "

11. Ankara Caz Festivali



11. Ankara Caz festivali 15 Kasım'da başlıyor. Son konser tarihi 27 Kasım.
Ankara'ya dönüşte cemiyet hayatına adapte olmak için iyi bir fırsat.
22 Kasımdaki Michel Borstlap&Sibel Köse trio konseri kaçmaz.
Detaylı program burada

1 Kasım 2007 Perşembe

Neresi Sıla Bize Neresi Gurbet

Kat edilen 8.000 km, 4 kasaba, 1 şehir
Kötü oteller,karanlık ve dar yollar, sevimli insanlar
Ütüsüz takımlar,yorgun akşamlar,bitmeyen çalışmalar,
40 küsür rapor,imzalar,evraklar,dosyalar,
Yalnızlık,mutsuzluk,özlemler, neyi özlediğini tam anlamamalar,anlamsız tamlamalar
Böylelikle geçen 5 ay.
Sonunda eve döndüm,hala dönemeyenler de var.

Çarşamba sabahı işe gitmeden önce Tunalı'daki Mado'da otururken aklımdan geçenlerdi bunlar.