09 Şubat 2010 Salı

On behalf of melontheroad

Yazarımız kendi hamilelik günlüğünü yazdığı için blog yazılarına bir süreliğine ara vermiştir. Her an geri dönebilir bu süre zarfında blogdan atılmaması rica olunur. Atılırsa bu blogun başına geleceklerden sorumlu değildir.
Assistant of melontheroad

belki



belki beklediğimiz kadar sıçmaz shayamalan avatar'ın içine, belli mi olur. inşallah safi aksiyon yapmaz ama. bak yine happening geldi aklıma içim buruldu, yok yok bıraksın bu herif mundar edecek avatarı.

07 Şubat 2010 Pazar

Chili's Etiler


Aslen Amerikanmis bu abiler (ben hic duymadim, zaten bizim kulturumuzde yok), oyle margaritalar, kafam kadar burgerler, fajitalar (read: fahita-lar) filan yapiyolar. Nispetiye Caddesinde bi Boyner Beaute vardi, onun yerine acilmislar. Ne zamandir onunden gecerken iceriyi merak ederidik. Herbert agabeyin davetine icap edince kismet oldu.
Etiler bolgesinde, Amerikan isimli olmasindan dolayi, tikicanlarin cuzdanindaki degersiz 50-100 tl'lik banknotlarin pesinde bir yer olacagi on yargisiyla gittim. Sirf "biz deaaa chilisde margarita ictiaaaak" demek icin, margarita mi bulasik suyu mu oldugu belli olmayan bir ickiye 30 kaadi odeyip rahatlayan bunyelere iyi gelir diye dusundum. 3kusur ucret aldigi halde g.tu fena halde kalkik garsonlarla doludur, menudeki allengirli bir ifadeyi okuyamayinca "kesadiya kon keso" diye posta koyarlar zannettim. Ama yanilan ben oldum.
Bu tarz Meksika-Amerika restoranlarindan beklendigi gibi porsiyonlar devasa, lezzet parmak yedirtesi. Sinirsiz cips ve sinirsiz mesrubat gibi ulkemizde esine pek rastlanmayan seyler var menude (niye olmadigini anlamak guc degil), sinirsiz dedigim su, 1 tanesinin parasini oduyorsun, digerleri bedava. Garsonlar surekli etrafimizda pir donuyor, ultra guler yuzlu ve bir denileni bir daha soyletmiyorlar.
Fiyatlara gelince... Benim yedigim devasa cizburger 19 tl idi, sinirsiz kola 7,5. Masada margarita icildi, iki bardak cikan shakerda ismarlanan presidente margarita 26tl. Bu tarz bi yer icin uygun.
Biz haftaici oradaydik ve pek musteri yoktu iceride. O kadar asci, barmen, garson calistiran ve Nispetiye caddesi uzerinde bu kadar buyuk bir yer kiralamis olan Chili's bana kendini ceviremiyormus gibi geldi. Umarim yatirimcilari belli bir sure daha dayanirlar da mekan tutar ve Trofolo'nun Batan Project'lerine bir yenisi daha eklenmez.

04 Şubat 2010 Perşembe

Kabusa donen yolculuklar

Doktor -sagolsun- iki uc keredir cepten haber vermek suretiyle izlettirdi bana bu programlari. Nasyonel Ceografik kanalinda yayinlanan Kabusa Donen Yolculuklar serileri (Busted in... ) Sali gunu aksam dokuzda yayinlaniyor. Efendim bu programlarda ecnebi ulkelere gezmeye giden insanlarin baslarina gelen turlu turlu belalar anlatiliyor. Kimi Bali'ye hashas sokmaktan tutuklanip 11 sene hapiste yatiyor, kimini Filipinler'de asiri dinci gerillalar kacirip iskence ediyorlar, kimini Kolombiya'da gozaltina... Neyse, bak yine sinirim bozuldu, her seferinde de izlemeyeyim diyorum, yine de dayanamayip izliyorum. Ya insan seyahat etmekten vazgecer yemin ederim bunlari seyrettikce.
Baska bir arkadasimiz da Ucak Kazasi Raporu'nun hastasi, o da onlari seyrettirme gayreti icinde. Gecen izledigim bolumde 7.000 metre yukseklik pilot kokpitten disari firladi lan! Ucaga da bindirmeyecekler o olacak.
Oeehhh!

02 Şubat 2010 Salı

taze kan


Efendim çalsın davullar, duymayan kalmasın blogger aleminde yeni olduğu kadar komik, komik olduğu kadar yeni bir arkadaş var: olamaz mı sanki!

Ankara Krav Maga Salonu

Birisi bizim bloga Gugli'de Ankara Krav Maga Salonu diye aratarak ulaşmış. Üşenmedim ben de aynı aramayı yaptım, ve blogun arama sonuçlarının ilk sayfasında çıktığını dehşetle öğrendim. Krav Maga neymiş arkadaş ben hiç duymadım diyerek önce bahis mevzusunun ne olduğunu anlamaya çalıştım. Bir çeşit dövüş tekniği imiş, İsrailliler icat etmiş.
Bildiğim kadarıyla bizim dörtlü arasında bu tarz işlere bulaşmış bir mafya üyesi yok. Öyleyse neymiş diyerek araştırmamı derinleştirdim. Sonunda Krav Maga'nın ekibin sadist ve psikopat bir üyesinin ufacık masum bir sineğe duyduğu öfkesinin dizginlenememiş hali olduğu sonucuna ulaştım. Nefret dolu yazı ve yazarın çıplak fotoğrafları için tıklayın.

01 Şubat 2010 Pazartesi

Aslansin sen Gmail!



31 Ocak 2010 Pazar

Darius Vassell

Ankaragücü'nün futbolcularından Dairus Vassell'in blogunu 3 hafta önce Newsweek'ten öğrenip takibe almıştım. Eğer futbol ağırlıklı bir blog olsaydı bugün lafını bile etmezdim, ancak Vassell beklediğim gibi Türkiye'ye uyum sürecini, başına gelen enteresan olayları anlatıyor. Bir yabancının, üstelik bir futbol oyuncusunun gözünden ülkeyi seyretmek güzel. Üstelik Darius oldukça samimi.





Ok folks i know, i look rough.. My beard is getting out of hand... I tried to sms message my hairdresser but my instructions in Turkish were obviously never going to cut it (pardon the pun) lol
I wrote -Husam, Vassell. Haydi lutfen. tiras eden elektriksel Makas. Sakal choc uzun....
It was meant to translate - Husam its Vassell, come please? bring electric shavers, my beard is too long...
At least im trying though..


Ben beğendim, hadi siz de beğenin:

26 Ocak 2010 Salı

Takdir-i Ilahi

Orta Amerika, Karayipler ve Guney Amerika ulkelerinin bilebildigimiz tarihleri asagi yukari asagidaki gibidir. Yerli toplumlar bu topraklarda kendi medeniyet seviyelerinde yasarlarken 1400'lerin sonunda Avrupalilar gelir, altin, gumus ne varsa memleketlerine goturur, yerli halki kole olarak calismaya zorlar, direneni oldurur, direnmeyeni calistirarak oldurur, is gucu yetersiz kaldigidinda Afrika'dan adam yigar. 1800'lere kadar cark boyle doner, Avrupa'daki bir takim gelismeler sonucu bu topraklar uzerindeki askeri baski zayiflayinca isyanlar baslar her biri tek tek bagimsizligini kazanir. Sonucta, dogal kaynaklarini yitirmis, nufus yapisi darmadagin olmus hepsi birbirinin benzeri kendine bakmaktan aciz ulkeler meydana cikar.
Avrupalilardan once bu topraklardaki insanlarin dini inanislari cok tanriliydi. Kesif (ya da isgal) ile birlikte Hiristiyanlik ve Afrika dinleri inanis sisteminin icine girdi. Efendiler tum koleleri Hiristiyan olmaya zorluyorlardi ama Afrikadan getirilenler kendi tanrilarina Hiristiyan isimler vererek gizliden gizliye kendi dinleri surduyorlardi. Nasil ki toplum yapisi Amerikan yerlileri, Avrupalilar ve Afrikalilar karisimi ise (her ulkede bu karisimin icindeki oranlar farkli), dini inanis da ona gore sekillenmis.
Bu kadar ansiklopedik bilgiyi niye verdim? Bugun Penguen'de Kaan Sezyum'un kosesinden haberini aldigim, internetten orijinaline ulastigim ve tekrar tekrar okumama ragmen ana fikrini "Haiti'de deprem oldu cunku Musluman degillerdi" diye ozetlemekten kendimi alamadimi bir yazi nedeniyle. Ben okudum sinirim bozuldu, merak ediyorsaniz buyrun siz de okuyun.
Not: Yaziyi yazdiktan sonra ne kadar gereksiz bir yazi yazdigimi farkettim. Deli sacmasi bir kose yazisi bu kadar ciddiye alinmamali...

25 Ocak 2010 Pazartesi

there is one in every house

soğuğu da kışı da sevmiyorum, seveni hiç sevmiyorum!!!

 
Related Posts with Thumbnails