27 Aralık 2006 Çarşamba

Taksi

Yeni taşındığım mahallenin durağından taksi çağırdım. Burası biraz karışık, birbirini dik kesen veya birbirine paralel olan en az yirmi sokak var küçücük yerde. Ama durağın taksicileri avuçlarının içi gibi biliyorlar: sokağı ve kapı numarasını söyle, iki dakikada buradalar. Ben de öyle yaptım. Ancak bir türlü gelmedi taksi. 6-7 dakika sonra tesadüfen geçiyormuş gibi görünen bir taksici durdu ve bana kendi adresimi sordu. Meğerse durakta taksi yokmuş, yoldan geçen birini çevirmişler. Adamcağız da bulamamış. Gerçi iyi tarif etmişler, "eczanenin sokağından çık, sağdan 5.sokak" diye ama yine de bulamamış. Bayağı dolanmış olmalı ki, taksimetre 3 lirayı geçmişti. Neyse, çaresiz bindim. Tüm İstanbul taksicileri gibi bu arkadaş da hemen benimle konuşmaya başladı. Hiç de havamda değilim, üstelik taksici konuşulacak bir adama da benzemiyor. Aç parantez. Yıllar önce Kanal D'de bir taksi programı vardı, Güven Kıraç taksi şoförüydü. İnsanları taksisine alıp konuştururdu. Ben hiç bir zaman programın gerçek olduğuna inanmadım, aman canım haberleri var, bilerek konuşuyorlar, insan hiç taksiciyle kırk yıllık arkadaşıymış gibi sohbet eder mi derdim. Sonra İstanbul'a gelince öğrendim ki taksicilerle konuşuluyormuş gerçekten. Kapa parantez. Herif evirdi çevirdi, konuyu bizim mahalledeki kiralara getirdi. Kaç para kira veriyorsun dedi patavatsız bir şekilde. Ben de yalan söyleyerek burası bizim bir akrabanın evi kira vermeden oturuyorum dedim. Sonra memleket nere, sonra ne iş yapıyorsun. Herif bir güzel sorguya başladı. Ya tamam taksicilerle konuşalım, ama sanane kardeşim ne iş yapıyorum, kaç para kira veriyorum. Birisi de uzun muhabbetten sonra maaşımı sormuştu. Ben de 1000 lira demiştim. Eleman yol boyunca iyi alıyomuşsun diye söylenip durdu, sonra da para üstünün bozukluk kısmını vermeye tenezzül etmedi.
Aslında bu yazıya fotoğraf koymayacaktım ama bunu flickr'dan buldum, çok beğendim.
[Genelleme yapmak doğru değil tamam, ama %98,989898 oranında] İstanbul taksilerinde sürekli tetikte olmalısın, çünkü boş bulunduğu anda daha uzun bir yola sapabilir şoför. Bir gözün sürekli yolda olmalı. Bazıları da bilgi sınavı yapar, nereden gidelim aaaaabi, şuradan mı yoksa buradan mı, eğer yolu bilmiyorsan sakın bilmiyorum deme o zaman Baltalimanı'ndan 4.Levent'e Beşiktaş üzerinden gidebilirsin. Bak, aklıma ne geldi, 26 Temmuz 2003 sabahı Mr.TGM, Berk ve ben taksiyle giderken, taksici üst yoldan mı alt yoldan mı diye sormuştu, Berk yolu hiç bilmediği halde tereddüt etmeden alt yol demişti. Sonradan öğrendik ki alt yoldan gitmekle yolu uzatmışız. Başka bir tür de orada trafik vardır aaabi ben daha kısa bir yol biliyorum diyenler. Benim tavsiyem trafik olsa bile bildiğin yoldan gitmen (I did it my way).

6 yorum:

Mr.TGM dedi ki...

26 Temmuz, Acıbadem, kreatinin.. Zaman ne çabuk geçiyor.

Herbert dedi ki...

Ben de sadece beni bulurlar sanıyordum

dodo dedi ki...

abi hatırlarsan tophaneden taksime çıkarken bile dolaştırdı çakal taksici

Horatio dedi ki...

Herbert, belki aynı taksicidir?

Herbert dedi ki...

Benimki siyah üstüne yeşil puantiyeliydi

melontheroad dedi ki...

En korkulu taksi anım:kel siyah çerçeveli gözlüklü,bıyıklı ve hiç konuşmayan taksicinin taksisinde kapıların aniden kilitlendi.Sonradan Horatio'dan öğrendimki,Fiat Albea'larda kapılar kapı kapanınca otomatik olarak kilitleniyormuş..