Efendim, geçen gün Herbert'la Reina'da Sting'i gördük. Tamam tamam, yakaladınız beni. Olmadı öyle bir şey. Geçen hafta buraya yazdığım "Harika bir gece" yazısı da sahteydi. Hatta daha da ileri gidip bir itirafta bulunayım: Herbert diye birisi de yok aslında. Herbert benim hayali arkadaşım. 1,50 boyunda, yeşil ve kocaman bir kafası var. Aşağı yukarı şu resimdeki gibi.

Bazen Herbert, istemediğim halde ortaya çıkıveriyor. Geçen cuma akşamı üniversiteden arkadaşlarımla buluşmaya giderken bindiğim otobüsün alakasız bir durağından Herbert bindi. Gecenin o karanlığında nereden çıktı anlamadım. Otobüste ilerledi, ilerledi ve geldi beni buldu. Gerçi fena olmadı, yanımda okuyacak birşey yoktu, boş gözlerle etrafı seyrediyordum. Herbert geldi de iki lafladık. Bazı zamanlarda da Herbert kendi kendine aktivitelere katılıyor, kayağa gidiyor örneğin. Bu nasıl oluyor, anlamış değilim. Demek ki bazen kendimi kaybedip tamamen Herbert oluyorum. İnsanlar her zaman bana Herbert'ı tanıyıp tanımadığımı soruyorlar.
3 yorum:
Ben de bu bendeki göbek hayra alamet değil diyodum zaten, sen mi vardın orda. Dolaptaki son çikolatayı da sen yedin di mi :P Hakkaten kader bi türlü ayırmadı bizi. Resimde arkadan güzel çıkmışım bu arada, sıkı kalça varmış bende :))
göbekli ve 1,50 boyunda başka bir blog üyesi var diye biliyodum ben ama...
Çok güldüm :)
Yorum Gönder