28 Ocak 2008 Pazartesi

Nerede yanlış yaptık?



Mezun olup güvenceli ve fiyakalı bir işe girdik. Hep çalışmayı ve yaşamayı istediğimiz şehre taşındık. Ayağımızı yerden kesecek bir otomobil aldık iyi-kötü. Hem iş çevresinden yeni arkadaşlar edindik, hem başka vesilelerle yeni insanlarla tanıştık. Üniversitedeki "kanka"larımızla bağımızı da koparmadık, İstanbul'da yaşayanlarla da diğer şehirlerdekilerle de olabildiğince görüştük. Sevgililerimiz oldu. Yıllar geçtikçe değiştik, daha önce arkadaş olmaya değer bulmadığımız insanlarla arkadaş olduk, çok sevdiğimiz kankalarımızla bozuştuk. Sevgililerimizden ayrıldık. İşimizi sorguladık. Aramızda işini değiştirenler de oldu. Bir düzen oturtalım ama işler rutine binmesin dedik. Ama olmadı, ne yaptıysak başaramadık, tek düze bir yaşamımız oldu. İş çıkışı kendimizi eve atıp, film seyrettik. Sıkıldığımızda evden çıkıp birbirinin aynı alışveriş merkezlerinden birine gittik. Spor yapıyoruz diye "sports club"ları doldurduk. Peki ama nerede yanlış yaptık?

16 yorum:

erdemo dedi ki...

seni varoluşsal problemlerin göbeğinde buluverdim horatio. sanırım doğarak hata yaptık. yaşamak dediğin böyle bir şey. kabullenelim, efendi gibi direnmeden yaşayalım derim. askerde erzurumlu bi çoban çocuğun lafı vardı, tam olaya uygun düşen ama burada söyleyemem, malum askerde pek bel üstü tabir kullanılmaz. :)

Horatio dedi ki...

nayır, yaşamak böyle bir şey olmamalı.

esin dedi ki...

Cevremde bircok kisi sayisaldan para ciksa da, para kazanma derdim olmadan yasam dusuncesinde. benim de ilk firsatta sessiz, sedasiz bir yerde kulubede yasamak, gezip dolasmak gibi planlarim da var. Dusundum dusundum nedir bu sadece egleneyim, sabah kalip ise gitmeyeyim dusuncesi bu yastaki insanlarda diye. Analarimiz, babalarimiz hic mi eglenmek istemiyordu da, calisip, tek amaclari cocuklarini universiteye gondermek, iyi bir is sahibi olmasini saglamak, evlendirip torun sevmek dusuncesi onlari mutlu etmeye yetiyordu. Butun bunlain sebebi internet. Goruyoruz bilmem ne sitesi yapiyorlar, bilmem kaclik hissesi bile hayal edemeyecegimiz degerde oluyor. Hal boyle olunca bizler de kolay para kzanalim da eglenelim diye dusunmekten alamiyoruz kendimizi.

Hafiye dedi ki...

Horatio, senin de Satürn'ün geri gelmek üzere anlaşılan.
Bir mola ver. Al çantanı sırtına, bir 6-7 ay dolaş Güney Amerika'da. İyi oluyor.

Şövalye yapmış. Akabinde Özlem de.
İkisi de rahatladı. Benden söylemesi.

Oku bakiym. Cazip mi? Öyleyse mutlaka yap.

http://barisakkiris.blogs.com/barisnerede/2006/06/sorular_cevapla_2.html

Hafiye dedi ki...

It is better to be in a jail where you could bang the walls than in a jail you cannot see

MorKoyun dedi ki...

Kalkip gidecek bir isi olmadigi icin pazartesi sendromu yasayan bir bunye olarak silkin ve kendine gel diyorum Horatio kardesim. Hem atalar cok zaman once haybeye soylememis:Fazla karistirma bok cikar! diye:)

melontheroad dedi ki...

işte işte uzun süredir beni yazmaktan alıkoyan sebepleri açıklayan bir yazı.
horatio'nun önünde saygıyla eğiliyorum...

Restless Librarian dedi ki...

Dörtlü senaryo yazsın.

farawaysoclose dedi ki...

Trofolo bir yazısında: "Calismaktan baska yapacak daha iyi birsey soyleyin onu yapalim" demiş, şurada link de vereyim:
http://trofolo.blogspot.com/2006/11/calismak.html

çalışmaktan şikayet ediyoruz, ki haklıyız, ömrü tüketen, stresten yiyip bitiren, insanın kendisine saygısını yitirten bir şey ofis hayatı. hatta kendi yazıma da link vereyim:
http://farawaysoclose-farawaysoclose.blogspot.com/2008/01/microsoft-outlook.html

herşeyi bırakıp gitme, dünya turuna çıkma fikri çok ütopik geliyor. neyi nasıl bırakacağız, bu yolculuğun geri dönüşü olacak nasıl olsa. üstelik, ya bu şehir ya bu hayat arkamızdan gelirse?

melontheroad dedi ki...

ben de hafiyenin dünya turu ile dalga geçtiği yazısının linkini vereyim o zaman zincirleme link tamlaması olsun.
ilk okuduğumda gülmekten yerlere yatmıştım.şimdi de yattım.
http://hafiye.blogspot.com/2006/09/hasetle-hasret.html
http://hafiye.blogspot.com/2006/04/hangisi-ben.html

Hafiye dedi ki...

Sağolasın, Melcim. Ben de geri dönüp okudum. Güldüm. Aa, ne güzel yazmışım. Ben artık eskisi kadar komik diilim galiba.
Uyuz bişi galiba evli olmak.

Mr.TGM dedi ki...

"things you own end up owning you"

farawaysoclose dedi ki...

dünya turu ile şahane dalga geçmişsin :))

Wuthering dedi ki...

what is the use of working if we have to retire?

what is the use of retiring if we won't be able to get enough pension?

aristo mantigi ile degerlendirmek istedim ama cikar yol bulamiyorum.. hepsi (-) sonuclaniyor.. en azindan benim bakis acimla.. daha fazla bunalima girmeme taraftariyim.. :(

Horatio dedi ki...

öhö öhö!

öncelikle derdimi okuyup yorum bırakan tüm arkadaşlarıma teşekkür ederim.

erdem, mor koyun ve farawaysoclose başta kızsam da herhalde en doğrusunu siz söylediniz, fazla sorgulamayayım da yaşamaya devam edeyim. diğer yandan hafiye hanım sağolsun beni dünya turuna göndermiş, ama o iş pek bana gelmez ya. hafiyenin yazısında da söylediği gibi, istersem dünyanın öbür ucuna gideyim, yine ben olacağım benimle birlikte.

esin, senin söylediklerine de katılıyorum ama yine de böyle düşünmekten kendimi alamıyorum.

wuthering, gel herbertin yazisini okuyalim tekrar tekrar.

işte böyle.

OzlemPansiyon dedi ki...

horatio, tabii ki yolda mutasyona ugramiyor, 'yepyeni bir sen' olarak donmuyorsun yuvaya. ama arada nefes almak lazim. disardan bakmak, eglenmek, senin icin gercekten onemli, vazgecilmez olanlari saptamak, kici kurtarmak derdiyle sadece gunu yasamak...

sen git, git. ben de sende o isigi gordum:)