26 Nisan 2010 Pazartesi

Güneşin Oğlu



"Fikriyi Öldür, Hamiyeti Öldürmesinler"

30 Mart 2010 Salı

Böyle gollerimi açaydım iki yana, gitme diyeydim

Onu ilk gördüğümde belinden yukarısı çıplaktı ve soğuk bir metal plakaya yaslanmıştı. O zamanlar metal plakanın soğuk olduğunu daha bilmiyordum. Beyaz önlüklü adam metalin diğer tarafında bir şeyleri kurcalıyordu. "Derin bir nefes al ve tut" dedi. "Tamam, giyinebilirsiniz."

"Merhaba" dedi "ben Herbert". Merhaba siz de mi? Evet evet ben de. Hastaneye gittiniz mi? Yok daha gitmedim, siz? Ben yarın gidicem Numune'ye.

Üstümü çıkardım, gittim yapıştım metal plakaya. 2003'ün Temmuz ayıydı.

Ankara'da yaşayan efendi bir çocuktu. Görev yerlerimiz açıklandığında verilen zarftan Ankara çıkmasına şaşırmadı. Tüm Ankara'da yaşayanlar gibi, üniversiteyi de işi de eşi de Ankara'da bulmak isteyenlerdendi.

Beni İzmir'e verdiler.

2006'da geçici görevle İstanbul'a geldi. Sevdi bu şehri, tekrar Ankara'ya dönmek istemedi. Ben o sırada görevden ayrılıp İstanbul'da tek başıma yaşamaya başlamıştım.

Kuzeni vardı, öğrenci. Onunla aynı evde kaldılar bir süre. Mahalleyi çok sevdi ama arabasını park edemedi. Kuzeni çok sevdi ama evi beğenmedi. Ben tek başıma yaşamaktan sıkıldım.

Beraber ev tutmaya karar verdik. Mahalle mahalle, apartman apartman gezdik. Tüm ihtiyaçlarımıza cevap veren bir ev kiraladık. 2007'nin Ekim ayıydı.

Eve bol bol eşya aldık.

Evde yemeye başlayınca kilo aldık.

Buzdolabının kapağını sökemedik.

Evde iki bekar herif olmanın tadını çıkardık.

Temizlikçiye vileda sapı aldık.

Bir süre sonra Ikea mobilyalarımız pörtlemeye başladı.

Bir ara Herbert yalnız kaldı.

Sonunda kendi evini aramaya karar verdi.

Ve bulduğu zaman gitti. Beni burada tek başıma bıraktı.

Kapım her zaman açık tabii ki ama ne demişler:
You can't go home again.

boşuna süper demiyorlar

29 Mart 2010 Pazartesi

aleykümess

Merhaba Herbert,

Sharon Molders seni Facebook'ta arkadaşı olarak ekledi. Facebook'ta arkadaş olabilmeniz için Sharon'u tanıdığını onaylaman gerekiyor.








Sharon, "SELAMUNALEYKÜM." diyor.



Hem sharon hem müslüman, daha ne isterim ki??

19 Mart 2010 Cuma

biliyordum bugünün geleceğini, veriyorum istifayı


From: Mrs Elizabeth Hassan
Sent: Thu, March 18, 2010 3:11:03 PM
Subject: hello

hello.

I hope that this e-mail has reached you in the right frame of Mind.

I am Mrs. Elizabeth Hassan, I am suffering from a cancerous ailment. When my late husband was alive he deposited the sum of Ј10.8 Million Great Britain Pounds Sterling which were derived from his vast estates and investment in capital market with his bank here in UK.

I have decided to donate this fund to you and want you to use this gift which comes from my husbands effort to fund the up keep of widows, widowers, orphans, destitute, the down- trodden, physically challenged children, barren-women and persons who prove to be genuinely handicapped financially.

Please contact me on this email: mrselizah1@live.co.uk for further
information.

Sincerely,
Mrs. E. Hassan.

to do list

* Ev bulma yazısı yaz

* Taşınma yazısı yaz

* Özlem'e Barcelona yazısı yaz

* Beyaz eşya mobilya yazısı yaz

* "Escape from Ikea"-The Nightmare Did Not End yazısı yaz

uçan spagetti canavarının inayetiyle olacak hepsi olacak..

15 Mart 2010 Pazartesi

10 Mart 2010 Çarşamba

Dün Gece Sen Uyurken İsmini Fısıldadım

Çok sevgili bir büyüğümüz bir gün bana şöyle demişti: "Sen sen ol doğuma bir hafta kalaya kadar çocuğunun ismini kimseyle paylaşma, hatta mümkünse doğurduktan sonra paylaş." Ne kadar haklı olduğunu şimdi anlıyorum.
Bizim çocuğun kız olacağı bekleniyordu, neye göre kime göre bilemiyorum ama herkes sanki ultrasonda kız çıkmış da ben erkek doğurmuşum gibi ilk cinsiyet belirlendiğinde erkek olduğuna pek bir şaşırdı. Annem hariç, sadece onun içine erkek doğuyordu. Ben ise hiçbir şey hissetmiyordum, ama diğer herkes kız diyordu.
Suratım kız suratıymış da, ben de kız doğuracak tip varmış da (çirkinleşmişsin demenin kibarcası işte) annemin ve teyzelerimin hep kızı varmış da...gibi gibi bir sürü mesnetsiz şeye kendilerini inandırmışlar, gerçekleşmeyince de üzüldüler. Anlamadım gitti.
Neyse bu kız olacak, kesin kız sallamaları arasında ister istemez bir dolu kız ismi geldi aklımıza tabi, ama erkek ismi 1 veya 2 tane onlar da iç güveysinden hallice. Erkek ismi zor işte.
Herkes de soruyor, eee ne koyacaksınız, ben bilsem, bir bilsem ama bilsem de söylemem valla.
İçinde Türkçe karakter olmasınmış, unisex olmasınmış (hanım bey demesek bu da bir sorun olmayacak aslında), iki ismi olsun beğendiğini seçsinmiş (ya ikisini de beğenmezse, beğenmediği bir isim olacağını iki isim olacak).
Bir kere herkesin söylediğin isimde tanıdığı bir O... çocuğu kesin var. Herkesin sevdiği ve şanslı olduğuna inandığı bir Y'si var ve hepsi de bunları belirterek yorum yapmaya bayılıyor. Serkan'lar çok sorumsuz oluyormuş da Murat'lar çok şanslı olurmuş da, Savaş'lar sevilmezmiş de...Bıdı bıdı bıdı...
Sonra isim buldun diyelim, anlamı da çok önemli, mesela ben çocuk olayı ortada yokken anlamının kırbaç olduğunu öğrenene kadar Berke ismini çok severdim.
MOS da takmış çocukla okula başlayınca dalga geçmesinler düzgün isim koyalım. Hepsi boşa ne koysan dalga geçecekler veya bir kimlik yapıştıracaklar. Ali koysan Alevi ismi diyecekler, Baran koysan Kürt ismi diyecekler, Murat koysan koyuyum da tur at diye dalga geçecekler.
Bir de moda isimler var. 10 yıl sonra aynı sınıfta binlerce Ege, Kuzey, Rüzgar veya Ezel olacak mesela.
İşten bir arkadaşımın adı aslında X'miş ama amcası Y olsun istiyormuş. Babasının işi çıkmış nüfusa gidememiş, amcası gitmiş nüfus cüzdanını çıkartmaya ve çocuğun ismini Y yazdırmış. Ailesi de ne yapsın çocuk okula başladığında sorun olmasın diye çok istedikleri halde X diyememişler, Y olmuş çocuğun adı.
Aklıma bir isim geldi ama MOS dışında kimseye söylemedim, o da ağzından kaçırmazsa ve koymaya karar verirsek gerçekten kimseye söylemeyeceğim.