9 Ocak 2010 Cumartesi

Doktor nezaretinde (in treatment)

Aradım doktoru, dedim "Doktor, hafif bir boğaz ağrısı var, biraz da canım sıkkın, n'aapmak lazım?" Dedi, "gel benimle, ilacın bende."

Tramvay durağının orada buluştuk, Balo Sokak'tan içeri girdik, Nevizade'deki Ney'le Mey'le'ye oturduk. Meğerse doktor müdavimiymiş mekanın, hemen içeri buyur etmeler, en güzel masaya oturtmalar filan. Önce aşçı geldi selamladı, sonra mekan sahibi. Hemen müthiş üçlü kuruldu, beyaz peynir, kavun, Yeni Rakı. Doktorun garip bir huyu var, Yeni Rakı'yı suyla Tekirdağ Rakısını sek içiyor. Başladık seansa. İçtik açıldık, açıldıkça güzelleştik. Meze olarak hardal soslu levrek marine, fesleğenli mezgit, fasulye pilaki, yoğurtlu semizotu yedik. Ara sıcak paçanga ve kalamar. Hepsi birbirinden lezzetli. Ben Nevizade'deki meyhanelerin birbirinden kötü olduğunu sanırdım, değilmiş. Ney'le Mey'le farklıymış.

Bizim doktor kral adam. Söylememe gerek yok.

7 Ocak 2010 Perşembe

Damacanayla aldım suyu

Evde yine su bitmiş. İçiliyor, bitiyor pek tabii. Bizim bayi en erken 2 saatte getirdiği için yeni şişeyi sipariş etmek için her zaman müsait olamıyoruz ve susuz kalıyoruz Herb ile.

Bu sefer dedim 2 damacana söyleyeyim, birini bitirdiğimizde diğerini kullanırız, o bitmeden öbürünü dolduruz diye. Fazladan stok tutmak yalın düşünce sistemine aykırı ama ne yapalım. Aradım bizim bayiyi.

-İyi günler, bilmemne su.
-İyi günler 2 şise su isteyecektim.
-Tabii adresi alayım
-Zıbırdıttın Sok, numero on. Yeni şişe için depozito kaç paraydı acaba, evde tek şişe var da bizim?
-8 lira ama getiren arkadaşa söyleyin hep bizden aldığınızı, ücret almasınlar sizden.


Haydaa, bu ne abi? Bunun ücreti ya vardır ya yoktur, niye beni durduk yere strese sokuyosun. Ben de çalışmaya başladım ikna cümlelerini. "yav biz hep sizden alıyoruz, almayın depozitoyu."

3 saat sonra su geldi. Çıkarttım boş şişemizi, "abi sizin sipariş 2 tane değil miydi" dedi, "evet "dedim, "kaç para?, "10 lira abi" dedi. Verdim, aldı gitti, depozito istemedi. Ohhh.
-

aferin çok iyi düşünmüşsün

Uzun uğraşlar sonucu alevileri kaybetmeyi başardık, çarşaflı açılım elimizde patladı, bari sigara içen kıraathane sakinlerinin oylarını alalım gibi dahiyane bir stratejinin ürünü müdür, yoksa tütün kartellerinin dürtüklemesi midir bilemiyorum. CeHaPe kapalı mekanlarda sigara yasağı 5 yıl ertelensin diye öneride bulunmuş. Üstüne de"insanların zehirlenmesine kapı açılıyor şeklinde yorumlanamaz" demiş.
Çok net söylüyorum allah belanızı versin.

6 Ocak 2010 Çarşamba

Horatio

Yıllardır taktın tek çocukluğuma
Kuş beyinliymişim gibi kaktın kafama
Kahvaltı daveti kuru fasulye pilav oldu
Uyan da balığa çıkalım, sen daha eve uğrama

Herbert abimize kızmak ne demek
Sanal hayranları haydi haydi hakeder o emek
Yorumlarla sohbet ortamına çevirseniz de
Blog gibi blog bu blog, değil bir tarif-i yemek

Yazacak konu çok da vakit yok
Zira eve gelince yapacak şey çok
Geçen sene dişiydim
Çiçeğe terfi etmişim de haberim yok

Yapar yapar gönlümü alırsın
Sen benim doğmamış küçük bıradırımsın
Geç olsun güç olmasın
Teşekkür ederim geç gelen teşekkürlerin için

Küçük hesap adamı

Koskoca CEO olmuşsun yaptığın işe bak arkadaş!!! Değdi mi 150bin baht için işinden olduğuna? Kesin karısı zorlamıştır ama ben söyleyeyim, yoksa 398kg bagajı nereden bulsun ufacık adam.
Thai havayollarının CEO'su Wallop Bhukkanasaut, Tokyo'dan Bangkok'a dönerken 398kg'lik 30 parça bagajı için yaklaşık 5000 dolarlık fazla bagaj ücretini ödememek için CEO olmanın forsunu kullanmış, gelen tepkiler sonucunda istifa etmiş.
Horatio Haber Ajansı bildirdi.

Kalçır kepitıl

Ülen ben bu kültür başkentinin bu yıl için bir tek İstanbul'a verildiğini sanıyorudum. Macaristan'ın Pecs bölgesi ile Almanya'nın Ruhr bölgesi de bu yılın kültür başkentleriymiş.
Bu arada bizim site Almanlarınkinden arak mı ne?

5 Ocak 2010 Salı

Şiir

Melontheroad

Severiz seni tek çocuk olsan da
Arada sıra küsmükçülük yapsan da
Kahvaltı davetini unuttuk sanma
En birinci dostumuzsun sen melontheroad

Yeni okuyucu getirdi diye kızma Herbert abime
O olmasa nice olurdu bu blogun hali söyle
Asıl sen bizi tanıştırdın pansiyon ve hafiyeyle
Senin sanal hayranlarınız biz melontheroad

Yazacak konu bulamadım diye üzülme n'olur
Bence ayda bir yazsan da olur
Yeter ki sen yerinde dur
Blogumuzun çiçeğisin sen melontheroad

Sana yakışır yeni Honda Jazz
Kaza yapma diye nazar boncuğu alıcaz
Teslim edilince hep beraber binicez
Yeter ki taksi şoförü gibi sürme melontheroad

Çok teşekkürler sana melontheroad
Çok teşekkürler sana melontheroad
Çok teşekkürler sana melontheroad
Seni çok seviyoruz melontheroad

benden söylemesi

aynı komiklikteki bir kadınla bir erkekten kadın olan daha komik gelir bana niyeyse. giremeyeceğim şimdi derinine. daha önce idol sıkıntısı çeken şehirli bekar bağyan okurlara kim lan bu hayatımın erkeğini tavsiye etmiş idim. bir de bu arkadaş var o da okunası bu uğurda. komik bir insan kendisi. hakkaten.

Status update

Safiye 258 bin defa Adobe readerı yükledim, hala videoları açamıyorum hala açamıyorum!
Yesterday at 11:40am

Afacan Belki de adobe reader videolari acmadigi icindir..
Yesterday at 11:48am
Safiye Ne zaman facebookta video izlemek istesem adobe flash player yükle yazıyor, yüklüyorum açamıyorum. Afacan tamam teknolojiden anlamıyorum ama ben facebookun yalancısıyım.
Yesterday at 11:52am
Afacan Ama adobe flash player ile adobe reader ayri programlar.
http://get.adobe.com/flashplayer/
Eger flash player yuklediysen ve hala acilmiyorsa, o zaman browser'in guvenlik ayarlari ile ilgili bir sorun olabilir.
Yesterday at 11:56am
Safiye Yazdıklarını okurken yoruldum, videoları da izlemeyivereyim.
Yesterday at 12:02am
Komikbir Word ya da Excel yükle bi de öyle dene
Yesterday at 12:05am
Komikiki Gerek yok bence notepad de işi görür.
Yesterday at 12:09am
Safiye Notepad filan nasıl kullanıcam ben Komiki, neyse şu yukardaki linkleri bi deneyeyim bari.
Yesterday at 12:15am

4 Ocak 2010 Pazartesi

hani

Hani böyle bir film vardı,

hani külkedisi gibiydi,


hani böyle kabaetime benzeyen jennifer ayakkabı çiziyordu, parkta yaşlı büyücüye yardım ediyordu


hani ayakkabıyı giyince gözlerini kısıp kısıp bakıyordu, böyle büyüyle güzel gibi geliyordu herkese ama esasında hala kabaetimi andırıyordu,


hani rob lowe önce bunu farketmeyip sonra aşık olup kapısında köpek oluyordu,


hani hep pazar günleri televizyonda yayınlanırdı da biz de ders çalışmak yerine bunu seyrederdik,


hah işte onun adı if the shoe fits'miş. herbert çocukluğundan kalan dimağ yaralarından seslendi.




not: fragmanı bile varmış bu devirde. gün geçmiyor ki internet bana yeniden pes dedirtmesin