6 Ağustos 2010 Cuma

Peki Peki Anladık Her Şeyi Sen Bilirsin

Malum her annenin çocuğu ile maceralarını anlattığı bir blogu var. Benim burayı öyle bir bloga çevirmeye niyetim olmadığı gibi bunun için ayrı bir blog yapmaya da hiç niyetim yok. Ancak bu bloglardan bazılarını, biraz komik gelmekle birlikte ne var ne yok diye, ADS uyuduğu zamanlarda ben de uykuya dalmadan önce iPhone'dan takip ediyorum.
Bu aralar hararetle sezeryan ve normal doğum tartışmaları dönüyor. Bir grupta da emzirme konuları.
Nedense bana hep güçlükleri olan yolu seçenlerin kendilerini çok ulvi olduklarını cümle aleme duyurma ihtiyaçları ve o yolun en iyisi olduğunu diğerlerine dayatmaya çalışmaları, diğer bütün yollara da çaktırmadan da olsa "tu kaka" demeleri çok komik ve acınası gelmiştir. O tip insanlardan uzak durmaya çalışırım hep. Mesela vejeteryanların çoğu böyledir, et yiyenlere adeta katil muamelesi yaparlar lafları ve bakışlarıyla. Hayvanları deli gibi sevenler ve elindekini avucundakini onlara yatıranların bazılarında da vardır bu üstten bakış. Tamam ben de hayvanlara zarar verelim, onları dışlayalım demiyorum ama yemek yerken etrafımda kedilerden veya sürekli bir köpek tarafından yalanmaktan hoşlanmıyorum. Cani miyim yani şimdi ben?
Bu hor görme normal doğuran kadınlarda da var işte, sezeryan ile doğuranları hakir görme, tüh normal doğuramadın mı, hay aksi, oysa ki bebek için sezeryan çok zararlı, en iyisi normaliydiiiii...
Ya da emzirmek istemeyenlere karşı olan tavırlar: Emzirmemek mi, biberon mu? Oh mon dieu, 9 ay ben bunu hayal ettim, sen nasıl olur da emziremezsin. Çocuğunun bağışıklık sistemi gelişemeyecek. Vajinal doğum çok zor, çok korkutucu olabiliyor kimi insanlar için ne var bunda veya emzirmek zor geliyor olabiliyor. Bunları anlamamak neden bu kadar zor, anlamaya çalışmak da ne kadar gereksiz. Tersine ikna etme çabaları ne kadar sığ. Sanki onun çocuğunu doğuruyor, sanki onun çocuklarını emzirmiyor...
Oysa bu hayatta, değil mi ki her şeyin her bir insan için olabilirliği var, o yüzden her insanın başına gelen her şey normal bence. Konuşulan ve yazılanların gerisi boş laftan, kendisinin nasıl da doğru bir hayat yaşadığının mastürbasyonunu yapmaktan başka bir şey değil. Herkes nasıl mutlu olacaksa öyle yapmalı ve bundan dolayı da hor görülüp kınanmamalı.
Özellikle de bence dünyanın en zor işi olan çocuğunu yetiştirirken.
ADS acıktı emzirmeye gidiyorum ohhh ne kadar müthişşşşşş....

2 yorum:

Hafiye dedi ki...

Aynen katııyorum.
Ben de tontonu son kertede doktor ne derse öyle doğurucam. Hoş, sezaryen fikrine meşakkatlisi iyidir diye diil, kateter yüzünden ısınamıyorum. Kateterden korkuyorum :)

Sütüm gelirse emer, gelmezse emmez. Hatta da mümkün olduğunca sağıcam ve biberon vericem ki geceleri Şövalye kalkıp süt versin. Yatmak benim de hakkım. Ben 1.5 sene emdim annemi, bütün çocukluğum ağır ateşli hastalıklarla geçti. Alerjilerimin de haddi hesabı yok. Kardeşim doğru dürüst emmedi, turp gibi. Uzmanların ha bire değişen emzirme önerilerinin de bir nevi falcılık olduğunu düşünüyorum.

Bütün bu olan biten 'annelik mesleği' triplerinin ardında kadını daha bir ev içinde tutmaya çalışan politikaların, komplo teorilerinin olduğunu da düşünüyorum.

Annelik acı, kan, gözyaşı ve duygusallık demek olmamalı. Ben Nazi Anne ekolünden olucam. Var mı?

melontheroad dedi ki...

kataterden mi,en son korkacağın şey katater olmalı bence. Kötü bir tecrüben mi var?