14 Ekim 2008 Salı

Güdük Necmi Plazada

İlk ve orta öğretimde "cool çocuklar arka sıraya oturur" meselesi nasıl iliğimize kemiğimize işlendiyse artık öldümallah terketmiyor vatandaşın bünyesini.

Bugün plaza ortamında bir eğitime katıldım. Kadının kahve iddiasıyla itelediği seyreltilmiş ziftimi bir köşede höpürdetirken teker teker dökülen sınıf arkadaşlarımı dikizledim. Yaşı kemale ermiş, 8 taksitle alınmış Faprika takım elbisesi tiril tiril, hatta yavaştan şakaklara karlar yağmakta olan plaza insanları, 13 yaşında ortaokul öğrencisi güdümü ve çevikliğiyle arka sıraya inci gibi dizildiler. Gelenlerin bir kısmı en arkada yer kalmamış olmasının üzüntüsüyle derbeder, bir ön sıraya yerleştiler. Daha bir girişken olanları ön sıradaki sandaliyeleri arkaya çektiler, ama sınırlı kaynak prensibi gereği o da bitti bir yerden sonra. Ders gemide olsa o yöne doğru batacak haldeyiz. Özellikle en son gelip en ön sıraya oturmak zorunda kalanların (LIFO gibi oldu) yüzlerinde o kurbanlık koyun tedirginliği muhteşemdi. Sanırsın akşam maç yaptığı için ödevi sallamış da hoca sözlüye kaldıracak korkusunda.

Artık ne seviyeye gelmişsin, bırakalım bu hababam sınıfı akıllarını. Yani eğer birbirimize mahalle gastecisinden ödümüz kazuratımıza karışarak aldığımız soft porno dergileri göstermeyecek, veya yanık olduğumuz kızın hatıra defterini akrostijlerle bezemeyeceksek arka sırada oturmanın bir anlamı yok. Ama öyle bir kodlanmışız ki güvercin gibi, hiç tanımadığımız bir yere bıraksalar gözümüz kapalı buluruz o arka sırayı. Lütfen kendimize gelelim, kalıpları kıralım, zincirlerimizden başka kaybedecek bir şeyimiz yok!!!

Niye taktıysam buna bu kadar.

12 yorum:

Horatio dedi ki...

arıza mısın arkadaşım?

Herbert dedi ki...

en önde misler gibi dinlemişim dersimi, ne arıza olucam be :P

kip dedi ki...

seneler içinde merakımı inanılmaz cezbetmiş bu durumu dile getirdiğiniz için müteşekkirim herbert bey.
bunun bir diğer benzeri de yönetim kurulu üyeleri gibi babaların olduğu toplantı masalarında bu kişilerden en uzaktaki sandalyeleri kapmaca oyunudur. koca koca müdürlerin CFO'nun yanına oturmak zorunda kaldığı andaki yüz ifadeleri, o çaresizlikleri beni pek bi güldürür.

seminerdir, toplantıdır ben genelde (en önde de olsa) çıkışa en yakın yere otururum mesela. bu da pek tasvip edilesi değil ama napalım.

Consultoceans dedi ki...

kip, burada çaktırmadan ayar mı veriyorsun?

yani, siz plaza bodrumlarında yapılan eğitimlere katıladurun ben yönetim kurulu toplantılarına katılıyorum gibisinden??

:) plazanın sevimli dümbeleği

kip dedi ki...

yok ya tam tersine, plaza insanı olmadığım gibi fellik fellik o projeden bu projeye çoğunlukla anadolu olmak üzere ülke/şehir geziyorum. GM vs si de benim müşterim olduğundan bizim her toplantı yönetim kurulu toplantısı =P

erdemo dedi ki...

sen peki neden mööö gibi en ön sıraya oturdun sayın herbert? oyle şeyler pek sıkıcı olduğundan arka tarafta gözlerini dinlendirebilirsin tüm olay bundan ibaret. ben de pek severi bu durumları :)

Consultoceans dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
dodo dedi ki...

bence herbert efendi de önce arka sırada oturmayı denemiş, yer kalmadığı için de önsırada oturmak durumunda kalmıştır. Sonrasında da arkada oturamamış olmanın verdiği üzüntü ile arkada oturanlara geçiren bu postu yazmış olabilir :)

Herbert dedi ki...

kip zaten kuvvetle muhtemel akrabadır o yk'nın çoğu, niye geriliyosa amcasının karşısında.

uyuyacaksan zaten girme hocam, çocuk parkı mı bu :) dodo karıştırma çok :)

bu arada yalışıyo mu sana yorumlarını silmek :)

melontheroad dedi ki...

rezalet rezalet rezalet...
horatio bizi blogtan atmış,kendisini hiç demokratik bulmadığımı belirtmek isterim tabi bi commentim onaylanırsa.
hale bak bir aralar hanım ağası olduğum blogta commentlerim onaylanır hale düştü.

melontheroad dedi ki...

bu arada fotoğrafı kaldırmayı unutmuşsun..ikinizin baş başa fotoğrafını koysaydın bari.
evliyim diye kıskanıyosun biliyorum horatio...

Consultoceans dedi ki...

Güdük Necmi'nin özel isteğiynen sildiğim yorumu aha buraya yapıştırıyorum:

"GM, regional CFO ve global CIO'yla benile alakasının ne oldugunu hiic anlamadığım bir toplantıdan çıktığım için, çok hisliyim fazla konuşamayacağım.

En önde misler gibi dinleyen Herb, benim yaptığım su katılmamış dümbeleklik.. Kan şekerim de düştü, nasıl olay çıkartabilirim arayışı.. :)"

Benimle aynı binada çalıştığını düşündüğüm kişiyi (o kendini biliyor) yarın kaave içmeye davet ettiğim paragrafı kimlik ifşa etmeyim - kimliğim ifşa edilmesin endişesiylen sildim.

Sansürcülük diil, tamamen bir özel hayatı koruma iç güdüsü ve iş tanımımın analitik, metodik paranoya olarak tanımlanabilmesi ile ilgili bir durum.