12 Aralık 2007 Çarşamba

Dönüş ve genel izlenimler

Los Angeles'tan İstanbul'a Münih üzerinden döndüm. Jet-lag'i minimun seviyede atlattım zannediyorum.
Geçtiğimiz on gün için 7 havaalanından 6 uçuş yaparak 22.000 km uçtum.
Istanbul Atatürk - IST
Frankfurt - FRA
Portland - PDX
Oakland - OAK
San Jose - SJC
Los Angeles - LAX
Munich - MUC
Jet-lag'i atlatması kolay da yaşam kalitesi şokunu atlatması bir kaç haftamı alacak sanırım.
İlk gidişimde Türkiye'ye geldiğimi Bahariye Caddesindeki tramvayla bir kamyonun çarpıştığını gördüğümde anlamıştım. Bu sefer, belirgin bir şey olmadı.
Orada o kadar farklı bir seviyede yaşam var ki. Biz burada çok ilkel problemlerimizle hayatı kendimize zehir ediyoruz. Adamlar temel sorunları çözeli yıllar olmuş, giderek evrimleşiyor, başka dünyalarda yaşıyorlar. California'da hybrid drive araçların sayısı çok fazla. Özellikle "affordable" Toyota Prius. 100 km'de 5 litre yakıyor. Tüm kapalı mekanlarda sigaranın yasaklandığı muhteşem bir şey değilmiş gibi bina girişlerinden 4-5 metre yakınında da yasak. Otoyolda "carpool" şeridi var, en az 2 yolcusu olan arabalar girebiliyor. Left only, right only şeritler var. Sağdaysan sağa döneceksin kardeşim, düz gitmek, sola dönmek yok. Korna çalan çok az, yaya her zaman öncelikli. Satıcılar, garsonlar çok sevecen. Amerikan polisi bile güleryüzle davranıyor, görevini düzgün yapıyor ama asla saygısızlık etmiyor. O güvenlik paranoyası var zannettiğimiz memlekette, havaalanlarında tek güvenlik kontrolü var, alışveriş merkezlerinde yok.
Vs.vs.

12 yorum:

esin dedi ki...

Gunde en az 4 saati trafikte gecen birisi olarak dediklerine katiliyorum. Az isim varmis gibi stres icinde trafikte beklemek iskence. Bir gun cildirip kendimi kaybedecegim ama ne zaman. O medeniyeti gorunce "biz bunu haketmiyoruz" diyorsun. Biz de insaniz!! IETT "Biz insan tasiyoruz" demeye devam etsin. Sinirlendim yine..

OzLeM dedi ki...

Ben Amerika'ya gitmedim ama avrupa'da birçok kente gittim ve de aynen dediğin gibi "yaşam kalitesi şoku" yaşadım her dönüşümde. Ve insan dışarıdan bakınca gerçekten anlyor ki; yaşadığımız ülke hakiki bir "yangın yeri". Ne kadar yorucu hayatlar yaşıyoruz, gündelik yaşamın en basit ayrıntıları bile ne kadar zor bu ülkede...

DODO (the polyanna) dedi ki...

işin iyi tarafından bakmak lazım: hayatımız oldukça heyecanlı ve monotonluktan uzak geçiyor batı medeniyetiyle karşılaştırıldığında.

Dediğiniz doğru, sistem medeniyet düzen bunlar güzel şeyler ama biraz da makinalaştırıyor yaşamı.

Oysa bizim hayatımız öyle mi, her gün değişik bir puzzle çözerek geçiyor hayatımız :)

Esterhazy dedi ki...

Insan cok kararsiz kaliyor bu durumda. Benim Isvec e ilk geldigimde gozlemledigim sey insana verilen degerin ne kadar cok olduguydu. Insan kendi ulkesinde de gormek istiyor bu muameleyi pek tabi, o yuzden hayiflaniyor durmadan. Ama bi yandan da dodo saka yollu da olsa hakli sanirim, o kadar rahat bi hayatlari var ki kendilerine dert ariyorlar eglence icin. Iki ara bi dere bi durum, bazen kendi kendime dusunup acaba bu ulkede bana is teklif etseler yasar miyim diyorum. Bi tarafim "heralde olm salak misin sen?" diyor, diger yanim "yaaa oldu yasa da 3 sene sonra ruhsuz cansiz bi adam ol" diyor.
Ama sigara icen ve sigarayi cok seven biri olarak sigaralarin ic mekanlarda yasak olmasi kavramina benim bile sempatim var oyle soyleyeyim. Ustelik Isvec gibi buz gibi ulke olsa da :))

Horatio dedi ki...

esin geldigimden beri sikintili olmamim sebeplerinden biri de trafik. bu kadar kaos olabilir mi yaaa?

ozlem aynen oyle iste. ne olacak memleketin hali?

dodo bey birakin allaskiniza... :D

ester, bence sen biraz dene oralari, donus imkanin her zaman var.

ooff of dedi ki...

Bizim tüm mahallenin kaldırımları söküldü. Yol yapıyorlar sicim yağmurda. Amerika'da hiç kaldırım yapılmazdı. Zaten varlardı kaymak gibi ve 50 yıl taş gibi kalırlardı. Biz yanlış yaptığımız için söküp söküp yeniden yapıyoruz. Heyecanı xtir edelim. Ay ne şirin bir hal yok. Onlardan daha pahalıya, daha düdük iş yapıyoruz. Denyoluğumuzdan.
Avrupa Birliği bizi müslümanız falan diye almamazlık etmiyor. Düdüğüz diye almıyor. Bu kadar basit. En acıklısı da düdük iş yaptığımızın farkında bile değiliz.

Ali dedi ki...

bence amerika'yi biraz romantize etmisin sen, ben yaklasik uc senedir philadelphia'da yasiyorum ve burasi pek de oyle ovulecek bir yer degil. birincisi polis cok sert ve kaba burada, bir arkadasim sokakta sevgilisiyle tartisirken polisin biri bagirmayi kesin iceri atarim sizi yoksa diye tehdit etmisti onlari-ki bu en masum ornek. gerci boyle olmakta sebepsiz degiller, amerika'nin yuzde 20'si fakirlik sinirinin altinda yasarken, 40 milyon insanin saglik sigortasi yokken adamlara bol is dusuyor dogal olarak. burasi cok tehlikeli bir yer, daha gecen hafta evimin karsi kosesinde bir polis memurunu vurdular mesela, hem de ayni yerde gecen sene de baya kanli bir olay olmustu.

ayrica insanlar cok soguk ve mesafeli, burada yasadigim onca yila ragmen butun arkadaslarim avrupali veya turk. amerikalilarla aramizda hep bir mesafe var, derine inemiyoruz, icten olamiyoruz. yuzeysel ve iskolik insanlar. adamlarin da umurunda degil zaten, hayata saf materyalist bir acidan bakatiklari icin bizden bir cikarlari olmadikca arayip sormuyolar.

her seyin kuralli ve duzenli olmasina gelince, sahsen burada -iyiligimiz icin bile olsa- hayatin her alanina nufuz etmis kurallarla yasmaktansa turkiye'de otoritenin elinin uzanamadigi ozerk ama daha ilkel bir hayat yasamayi tercih ederim.

sevgilerle.

Herbert dedi ki...

ali haklı galiba. gezince güzel de yaşayınca durum değişiyor

Hafiye dedi ki...

TR'de otoritenin eli her yerde. Üstelik otorite de şapti. Kendi yaşam alanım tuhaf zamandaki kaldırım çalışmalarıyla tacize uğramış durumda iki haftadır. Röntgen ve dispanserden geçen bir evlilik.
Her işimi kendim yapsam eyvallah da. Elektrikçi, boyacı, tamirci, kuaför, terziye falan ihtiyacım oluyor. Bu ihtiyaçlar her zaman krize dönüşüyor. Her ama heeeerrr zaman. İstisnasız. Yanlış yapılıyor. İStediğim yapılmıyor, çizip koysam dahi önlerine. Düzeltmeler de yapılmıyor. Yapılmıyor ya. Vazgeçmek sorunda kalıyorsunuz. Neyse o'ya razı ediliyorsunuz.

Herbert dedi ki...

evlilik olunca özellikle zor tabi bu işler. düğün tarihini haber ver de en azından bi telgraf falan yollarız. stop

Hafiye dedi ki...

Beş Ocak'ta düğün. İsteyen gelsin.

Horatio dedi ki...

ali selam...
evet biraz romantize etmiş olabilirim ama gerçekleri de görmezden gelmeyelim. arada dağlar kadar fark var.
sen dönmeyi düşünüyor musun türkiyeye?