6 Haziran 2008 Cuma

Japonya

Öncelikle söyleyeyim bu bir iş gezisiydi. Bu nedenle pek etrafı gezme imkanım olmadı.

Tokyo'ya THY'nin direk seferi var. Uçuş yaklaşık 12 saat sürüyor. Bu kadar saate karşın yolculuk benim için çok rahat geçti. Bunda uçaktaki her koltuğun arkasında bulunan tam interaktif ekranın büyük payı var. Bu koltuk arkası ekran muhteşem bir şey. Örneğin, uçağın önünde ve arkasında bulunan uçuş kamerasından etrafı seyredebiliyorsunuz. uçuş haritasına bakabiliyorsunuz. İstediğiniz filmi/diziyi seyrediyorsunuz, hatta başka bir yolcuyla tavla bile oynayabiliyorsunuz.

Tokyo Narita havaalanına iner inmez bir cep telefonu kiraladım çünkü bizim eski teknoloji GSM hatları Japonyada çalışmıyor. Adamlarda CDMA adı verilen bambaşka bir sistem var. CDMA sisteminde çalışan telefonlarda iki seçeneğiniz var ya bir yerel operatör numarası olan telefon kiralıyorsunuz ya da kendi sim kartınızı takabileceğiniz bir telefon. Ben günlüğü 8 dolara ikincisini tercih ettim. Turkcell roaming arama 4,5ytl/dk, aranma 1,5ytl/dk.

Tokyo her türden insanın olduğu, gökdelenleriyle Manhattanı andıran, büyük bir metropol.

Tokyo'da elektronik eşya satıcılarının yoğun olduğu Akihabara diye bir bölge var. Fiyatlar Türkiye ile Amerika arasında bir yerde. Cihazlar international ve national diye ayrı katlarda satılıyor. Uluslararası bölümde öyle çok süper son teknoloji aletler yok. Ulusal kısım bomba onlar da bize uygun değil.

Tokyo körfezi bizim boğaza benziyor. Hatta gökkuşağı köprüsü dedikleri köprü bizim Boğaziçi Köprüsünün aynısı. (nee boğaziçi köprüsünü japonlar mı yapmış? hadi canım!)

Bu arada meşhur Toto'nun kontrol düğmelerinin fotoğrafını ekleyeyim.

Ziyaret ettiğim ikinci şehir Kyoto oldu. Kyoto, Japon geleneğinin hissedildiği yabancının az olduğu bir yer. Burada güzel bir şehir turu yapma imkanım oldu. En turistik iki tapınağa gittim: Kinkakuji ve Kiyomizu. Fotoğraflardaki altın kaplama yapı Kinkakuji içinde. diğeri Kiyomizu'dan bir kare.

Japon ulusal kültürünün iki belirgin özelliğini çalışkanlık ve saygı olduğunu düşünüyorum. Ben bu kadar kibar toplum görmedim. Sürekli selamlaşma, gülümseme, eğilme. Bir akşam otelimizin bulunduğu caddeden çevirdiğim bizim yaşlarımızdaki bir Japona bira içilecek bi yer sordum. Herif yanında kız arkadaşı olmasına rağmen tarif etmek yerine bizzat götürdü.

Sırada: Japon yemekleri.

6 yorum:

melontheroad dedi ki...

bu ayağındaki sorun sana yaradı yazılara renk geldi:)

Ayse dedi ki...

Ooo bir sonraki episode konusunda çok heyecanlıyım! Bi de düşünmeden edemedim: bu klozetlerden ithal edip zengin mi olsak? :)

Duella dedi ki...

japonya'yi bana 3 sey sevdirdi: hayatinin ilk elektrik kesintisini bizim evde yasadiginda cigligi basan tatli capon yumiko, zeynep oral'in japonya yazilari ve s.coppola'nin lost in translation isimli filmi. yillardir gitmeye calisiyorum, bir turlu denk getiremedim. simdi de ramazan bayramini gozume kestirdim. gidiiim mi horatio? ne diyosunn?

Hafiye dedi ki...

Bana niye sormuyosun Düella?
Yine uyuz muyuz, ha?

Wuthering dedi ki...

iyi ki iş gezisi olmus horatio.. turistik olsa ne olurdu Allah bilir valla..

yalniz totoya gosterilen ihtimama hayran kaldim.. muthis! :)

Horatio dedi ki...

duella kesin gidilmesi gerek. ben bu gidişimden bi şey anlamadım, tez zamanda tekrar gidicem.

efendim totonun muamelesi yazdırıyor bunları bana. :D