8 Ekim 2007 Pazartesi

CeBIT

Muhabiriniz Horatio sizler için Tekirdağ'daki CeBIT bilişim fuarındaydı. Mecidiyeköy'den TEM'e bağlanıp Mahmutbey gişelerinden OGS ile geçtikten sonra Avcılar/Bahçeşehir çıkışından Beylikdüzü'ne saptım. Mecidiyeköy'den fuar tam 40 km mesafede. Neyse ki pazar sabahı trafik yok, fuar açılmadan saat 10:30'da kuyruğa girdim.

İnsanların bu kadar yol tepip üstüne de 20 YTL vererek bu fuara gelmelerini anlayamıyorum. Madem gelip mp3 çalar, cep telefonu bakacaksın, git en yakındaki devasa bilgisayarcılara. Fuarda ne işin var? Derken cevabı aldım. Turkcell üzerinde selocan antenleri olan şapkalar dağıtıyormuş, herkes onları almaya gelmiş, koca koca amcalar sarı sarı antenlerle dolaştılar içeride.
Fuarda üç bölüm vardı, dijital yaşam, iş dünyası ve telekom. Dijital yaşam bölümü yer/yön belirleme cihazları ve plazmacılar tarafından işgal edilmişti. Geri kalan yerlerde mp3, telefon vb tanıtımları vardı. En komik bölüm, e-devlet ve e-belediye bölümleriydi. Sanki her işi internetten çözebiliyordu bu devlet, ama geçen hafta yaşadığım ikametgah, kira sözleşmesi ve kimlik fotokopisi işkencelerinden kimse bahsetmiyordu.
İş dünyası bölümü, her aklına esen girmesin diye kartvizit sunabilen insanlara açıktı sadece. Nispeten daha az kalabalık ve daha amaca yönelikti. Tayvandan Çinden gelmiş tedarikçiler ve Türk firmalar tanıtım yapıyorlardı.
Telekom bölümü, Turkcell, Türk Telekom, Avea ve Digitürkten oluşuyordu. Vodafone niye gelmemişti bilmiyorum. Digitürk, yanyana iki TV koymuş, işte bu standart bu da yüksek çözünürlüklü demiş. Tamam yüksek olan süper ama standart o kadar kötü değildi, sanki kasıtlı olarak bozmuşlar.
DönüşteE-5ten geleyim dedim, Avcılar'da İstanbul Üniversitesinin önünde çalışma vardı, trafik berbattı. Yeni yapılan metrobüsü gördüm. iki şerit otobüse ayırmışlar, kendi kendine takılıyor. İyi akıl aslında.

Aklıma Takılanlar


#Pınarbaşı maceramız Cuma günü sona erdi.Hızlı bir yol macerasıyla Elmadağ ilçesine ulaştım.Haftasonu Ankara'nın tadını çıkardım.Herbert da ordaydı.
#Pınarbaşı'na yolunuz düşerse çerkez peyniri ve füme alabalık denemelisiniz.Bi de çerkez düğünü görmek lazım.Ben göremedim o ayrı.
#Ümitköy'de Mayet diye bir yer var.Hem kasap hem lokanta.Testi kebabı leziz.
#Cafe Bien'i seviyorum.İçkiler pahalı,simalar tanıdık değil ama olsun.
#Aynasızlar peşimde.Türkiye'nin radar noktaları adlı kitabım yakında piyasaya çıkar bu gidişle.Ehliyeti kaptırmak için kaç ceza puanı lazım?
#Eskişehir'de iken Sergen Yalçın'ı izlemek için maça gitmiştim,kadroda yoktu o gün.Haftasonu 2 tane atmış.Efsanedir kendisi.
#Poke poke nereye kadar..

5 Ekim 2007 Cuma

Bir bilmece daha

Soru işaretinin yerine hangi harf gelecek?

U, N, E, İ, F, ?

4 Ekim 2007 Perşembe

kurukafa balta yıldırım yumruk dinamit










asab
iyim


I've added you as a friend on Facebook







Yahu tamam, bu feysbuk iyi bir şey. En unuttuğunuz arkadaşlarınızı bulup karşınıza çıkarıyor ama yeter ya! Alakam olmayan eski iş arkadaşları, iş ilişkisinde olduğumuz firma yetkilileri filan beni arkadaş listelerine eklemeye başladı.

3 Ekim 2007 Çarşamba

Dünyanın en hızlı Roberto Carlos'u

Dün akşam CSKA-FB maçının devre arasında izledim aşağıdaki reklamı. Çok güzel! Garanti yapmış yine yapacağını.

2 Ekim 2007 Salı

Doktor

Diş doktoruna gittim. Çenemin sağ tarafında bir dişim ağrıyor. Koltuğa oturdum, doktor geldi, beyaz saçlı, kemik gözlüklü, esmer tenli yaşlı bir adam. Şöyle bir baktı, "çekmemiz gerek, çürümüş" dedi. Yalvardım "çekmeyin, tedavi etmenin yolu yok mu?", "hayır" dedi. "Çektirmek istemiyorum" dedim. Şöyle bir baktı, ve aniden zorla dişime girişti, kerpetenle yakaladı, çekmeye çalışıyor. Ben de bir yandan kolunu tutuyorum çekmesin diye. Üstelik daha uyuşturmamış bile. Bir süre böyle çekiştikten sonra vazgeçti. Üst taraftaki başka bir dişe bakacakmış. Niye uyuşturmadını sordum, cevap vermedi. Boğuşma sırasında ortaya çıkan parçaları tükürmemi söyledi, koltuğun ufak lavabosuna tükürdüm. Ben tükürdükten sonra o da tükürdü. Sonra üstteki dişi incelemeye başladı ve aniden onu da çekmeye uğraştı. Ben yine kolunu tutup kendimden uzaklaştırmaya çalışıyordum. O sırada kan ter içinde uyandım.

Bir rahatlama aracı olarak blog

Çok kızgınım!
Olay şu. Şirkete satın alınacak bir ekipmanın siparişini verdik bugün. Siparişi bugün ya da 1 hafta sonra vermenin bizim için bir farkı yok, çünkü acil ihtiyacımız değil Siparişin kesinleşmesi için satıcı firmaya bir peşinat ödenmesi gerekiyor.
Siparişi verdik, peşinatı havale ile gönderdik. 1 saat sonra telefon. Havaleyi gönderdiğimiz banka şubesinden arıyorlar. Sekreterimiz konuşuyor.

-Burada müşterimiz yarım saattir bekliyor. Para gönderecekmişsiniz.
-Siz kimsiniz?
-xx bankası xxx şubesinden xxx.
-Biz gönderdik parayı.
-Ne zaman?
-1 saat oldu.
-Siz kimsiniz?
-Size kim telefonumuzu verdi?
-Burada xx şirketinden xx bey. Yarım saattir bekliyor.
-Biz talimatı gönderdik.
-Hangi banka? Hangi şube?


Sekreter duruma daha fazla dayanamayıp benimle görüşeceğini söylüyor ve kapatıyor. Ben de satıcı firmayla görüştüm. Özetle, satıcı şirketin sahibinin acil bir ödemesi var, bizim ödeme yapacağımız kesinleşince soluğu bankada alıyor, paranının gelmesini bekliyor, gelmeyince banka şubesinden bizi arattırıyor.

Yahu ben senin bankanla muhatap değilim ki be adam? Ben seninle muhatabım. Kaldı ki, ben siparişi yarın da geçebilirim, niye acele ettiriyorsun? Bankadaki işgüzar yetkili, sana ne satıcıyla-alıcı arasındaki ilişkiden? Senin ne haddine bize hesap sormak?

Bu bankada bir tanıdık olsaydı ya keşke, bir hesap sorardık.

1 Ekim 2007 Pazartesi

t-shirt katlama sanatı

bu video yıllar önce maille gelmişti bana. güç de olsa öğrendim yapmayı ve yıllardır böyle katlıyorum t-shirtlerimi (eğer katlarsam tabi). çok pratik herkes öğrenmeli. hatta geçen gün teyzeme öğrettim duacı oldu bana.


:

paatos


çok leziz, isveçli bir grup paatos. progressive rock demişler yaptıkları müzik için ama bana pek öyle gelmedi, neyse. 3 tane albümleri varmış. ben timeloss ve kallocain'i dinledim. dinledikçe dinleyesi gelen, temiz, sakin şarkılar. biraz morcheeba'yı andırıyor ama daha akustik, canlı dinliyormuş havası veriyor. bir de ilk kez horatio ve tgm ile karga'da duyduğumuz tamburada'yı çağrıştırdı bana. gerçek grup müziği yapıyorlar, enstrümanlar tek tek hissediliyor. bu sene masstival'e gelmişler ama kaçırdık. neyse öbür albümü de edinmeli.