16 Ocak 2008 Çarşamba

Haftanın Bilmecesi: Kim demiş?

"Merkez Bankası'nın İstanbul'a taşınması konusunda Sayın Başbakanımız seviyesinde değerlendirmeler belirtildikten sonra bu konuda bir değerlendirme yapmak herhangi bir hüviyeti olmayan bana düşmez."

15 Ocak 2008 Salı

Amerikan Bağımsız Filmleri



17-20 Ocak tarihleri arasında Ankapol Sineması'nda Amerikan bağımsız film gösterimleri varmış. Program burada. Soğuk Ankara akşamları için bir alternatif olabilir.Zaten bu şehirde yapacak başka ne var ki değil mi İstanbullu gençler?

14 Ocak 2008 Pazartesi

Martha (Bölüm 2)

Previously on Martha

Uçak burnunu henüz kaldırmıştı ki 32h "oh my god, oh my god" diye naralar atmaya başladı. Yerden bağlantı kesilmiş, uçak yükselmeye devam ediyordu. O sırada hafif bir sarsıntı oldu, 32h panikle Bay H'nin sol koluna yapıştı. "Oh, god! Bak gördün mü ellerim nasıl terledi?"

Uçak tekrar yatay konuma geçtiğinde 32h rahatladı, Bay H'nin kolunu bıraktı. Adı Martha idi, Polonya asıllıydı ancak 15 yıldır LA'de bir kuaför salonu işletiyordu. Varşova'ya ailesini ziyarete gidiyordu. Münih'ten sonra aktarma yapacaktı. Bay H de Münih'ten İstanbul'a uçacaktı.

Yolculuk devam ederken Martha, 3 sıra arkalarındaki uzun çember sakallı, siyah gömlek ve siyah pantolon giyen adamdan şüphelenmeye başladı. Adam okuduğu kitabı ara sıra yüzüne götürüp kapatıyordu. Martha'yı bir korku sardı.

-Sence bize bir şey yapar mı?
-Yok canım, sadece kitabını okuyor.
-Dua ediyor galiba.
-Boşver.
-Umarım terörist filan değildir.
-???

Uçakta yemek servisi başlamak üzereydi. Martha, Bay H'ye uçakta servis edilen yemeği sevip sevmediğini sordu. Bay H, uçak yemeklerini seviyor ve yiyordu. Martha, uçak yemeklerini hiç sevmediğinden yanında kendi yiyeceklerini getirmişti. Bay H'nin şaşkın bakışları arasında çantasından tek tek paketleri çıkardı: Dilim ekmek, hindi göğüs, peynir, domates ve kek. Bay H, Lufthansa'nın sunduğu makarnayı afiyetle yerken, Marta plastik bıçağıyla domates dilimlemeye çalışıyor, bir yandan da ortalığı kirletiyordu. Sonunda kendisine bir sandviç yaptı ve yedi. "O iğrenç şeyi yediğine inanamıyorum" dedi Martha. "Hislerimiz karşılıklı" diye içinden geçirdi Bay H.

To be continued...

Pazartesiler olmasa
















Bol karlı, bol güneşli, bol neşeli, bol eğlenceli bir haftasonuydu. Hatta o kadar ki pazartesi olmasına rağmen hala mutluyum





11 Ocak 2008 Cuma

Aklıma Takılanlar

#Proscrastination ne güzel bir kelime ve hayatımızın durumunu ne güzel özetliyor aslında.
#Dün Mehmet Yaşin'in Lezzet Durakları programını izledim CnnTurk'te. Programdaki kamera kullanımı ve görüntü yönetmenliğine hastayım. Bu hafta Ordu'daydı. Vonali Celal'in yerindeydi, yedi içti her zamanki gibi.
#Bu hafta keşfettiğimiz yeni yeme-içme mekanı Konyalı Hacı Baba. Ankara'da Cevizlidere Caddesi'nin üzerinde. 2 tanesi Kayseri'de, 2 tanesi Ankara'da toplam 4 tane de şubesi varmış.Bıçak arası pide enfesti.Üzerine de Hatay usulü künefe yedik.Hatay'a da gitmek lazım bir ara..Herbert bilir o tarafları.
#Geçen hafta yılın ikinci soğuk algınlığını geçirdikten sonra yeni kendime geldim.Antibiyotikler gribe iyi geldi ama mideyi mahvetti bu sefer de..Her taraftan patlakh veriyoruz.
#Yarın 15 senelik bir arkadaşımın doğumgünü. Hediye almak lazım ayıp olur her seferinde elde vodka ben geldim demek olmaz.
#Elimdeki Dvdleri kayıt altına almaya karar verdim. Excel dosyası açıp,save as dedim başladım yazmaya..Hepsi hepsi 40 tane çıktı..Ayıp be..
# "Aşk söyleyebildiklerin değil Numan abi, söyleyemediklerin.." Bıçak sırtının geçen pazartesi günkü bölümünde bu lafı etti Nejat İşler..doğru galiba.

Martha (Bölüm 1)

-Guten Tag
-Hello, 32k please
-Second coridor, down.
-Thank you
-Bitte schön

Bay H, 32h'nin boş olması umuduyla ilerliyordu. Lufthansa Havayollarının 453 sayılı seferiyle Los Angeles'tan Münih'e gidecek uçaktaydı. Uçak oldukça kalabalıktı. 32 numaralı sıraya geldiğinde 30-35 yaşlarında kabarık saçlı, hafif kilolu bir kadının 32h'ye yerleşmeye çalıştığını gördü. Kadından izin isteyerek hayal kırıklığı içinde yerine oturdu. Kapalı olan minik pencereyi açtı, LAX'e son bir kez baktı. O sırada kulağında şu sözler patladı: "Will you please shut the window, dear?" 32h idi konuşan. "Uçaktan korkuyorum, özellikle kalkıştan, o yüzden pencereyi kapalı tutabilirseniz sevinirim." "Peki", dedi Bay H, "sorun yok."

-Off ne kadar sıkışık bu koltuklar. Hiç boş yer de yok.
-Yaa, evet.
-Ben kalkıştan çok korkarım, ellerim terler, titrerim.
-Hımm.
-Off ne biçim bir uçak bu. Aslında business alacaktım ama çok pahalıydı.
-Evet, pahalı.
-Bir şey söyleyeceğim, kalkış sırasında heyecanla kolunu tutarsam şaşırma olur mu?

"La havle vela kuvvete" diye söylendi içinden Bay H, zaten tüm manyaklar onu bulurdu. 12 saat bu kadınla uç uçabilirsen. Neyse ki yanında film izlemek için bilgisayar, müzik dinlemek için mp3 çalar filan vardı.

"Cabin crew slides armed and cross-check!" Uçak hareketlenmeye başlamıştı. 32h yerleşmiş ve biraz sakinleşmişti. "Bir tane Xanax aldım da, istersen sana da verebilirim!" Bay H, koltuğuna yaslandı. "Cabin crew take-off position!" İşte kalkıyorlardı. Elveda Los Angeles.

9 Ocak 2008 Çarşamba

Naber adamım?

Bizim yöneticilerden kim Amerika'ya görüşmeye gitse bu rezaletle karşılaşıyoruz. Bush çok fena laubali davranıyor. Geçen Kasım'da delikanlı başbakanımız bile Bush'u alt edemedi. Bush sanki Pazar günü kilisede karşılaşmışlar gibi "nasılsın çok iyi gördüm yaaav" muhabetti yaptı. Heyetteki orgenerale dalga geçer gibi çok iyi ordunuz var dedi. Hele diğer milletvekiline neredeyse el ense çekti. En komiği de Bush olanca gevşekliğiyle bunları söylerken, başbakanın buruk bir gülümsemeyle çevirmene dönüp "ben de kendisini iyi gördüm, heheh" demesiydi. Oha be abi. Karşındakiler bir ülkenin üst düzey yöneticileri, bu kadar küçümsenmez ki. işte o rezalet görüntüler:
Peki hala Amerikada bulunan yeni cumhurbaşkanımızla durum ne oldu? Abdullah Gül'un bu konularda deneyimi olmalı. Ama Bush bu, yine yapacağını yapmış, arkadan dolanıp pandik atmış. Gül de şaşırmış, tokalaşsın mı otursun mu bilememiş.
Hayır şu resim olmasa olayı sadece AKP ve Bush'a bağlayıp kurtulacam.

7 Ocak 2008 Pazartesi

İmdat


Mekanik bulmacalara takmıştım bir süre. Bana ilk hediye edileni uçları kıvrılmış at nalı şeklinde iki metalin birbirinden ayrılmasıyla çözülüyordu. Bu tek yıldız zorluğunda olanı üzerine oturduğum organ vasıtasıyla 5-10 saniyede çözmüştüm. Sonra gittim zorluk seviyesi 2 yıldız olanlardan aldım. O da 3-5 değişik metal parçanın birleşmesinden oluşuyordu. Biraz zorladı ama 5 dakikayı geçmemiştir çözülmesi.
İşte bundan sonra şu solda gördüğünüz lanetle tanıştım: Hemi-spheres. O birbirine sırtını dönmüş iki yarım kürenin, yüzyüze bakmasını sağlamaya çalışıyorsunuz. Günlerce inceledim, mühendislik çalışmaları yaptım, başka ipleri benzer şekilde bağlayıp ayırmaya çalıştım ama olmadı, beceremedim.
Sonunda dün internete girip çözümüne baktım. O kadar zormuş ki, çözümüne bakarak bile çözemedim.(*)
Eğer siz de kafayı yemek istiyorsanız, kitapçılarda ve hediyelik eşyacılarda bol bol var bunlardan. Benim favorim Euraka marka olan. Fiyatları da 3-5 YTL.
(*)Sonra şanslı arkadaşımız Herbert tesadüfen çözdü.

6 Ocak 2008 Pazar

Neşeli Gençleriz Biz



Günlerdir aklımdaydı melodisi, sonunda kimin söylediğini de buldum..gugıl saolsun.

Bir pantalon bir gömlek
çibidibidipçibidibidipdip
İstediğimiz yere gideriz

3 Ocak 2008 Perşembe

google yolları taşlı

Çok sıkıntılı birkaç haftaydı, geçiyor neyse yavaş yavaş. Kafayı dağıtayım dedim ben de biraz. Google’dan çılgın aramalarla bizim bloga gelenlerle ilgili bir postla daha karşınızdayız. Seri oldular bunlar, çekim hataları gibi. Neyse fazla kelama gerek yok işte onlar:

- herkes neden ekmek atıyor? Hımm vallahi bilemedim. Güvercin vardır belki ortamda, yesin diye falan?
- akbank cumartesi açık mı? Pek sanmam, şubesine bağlı
- cagla kubat mayolu hali. Şahsen görmedim ama iyidir mutlaka
- sex meydanı. Ahahaha nasıl yani, iki yiğit çıktı meydane gibi bir şey mi bu? (adresi bulursan biz de alalım)
- burnum tıkalı beynime oksijen gitmiyor. Heheh tam yerine gelmişsin, aramıza hoş geldin. 5. yazarımızı bulduk!!
- Çiçekle konuşmak. Hımm pek sağlıklı değildir kuvvetle muhtemel, dışarı çık bir hava al insanlarla kaynaş. Sex meydanının adresini alınca sana da yollarız
- lavaş ekmek kaç kalori; hellim peynir kalori; yaş üzüm rakısı kalorisi. Bunlar 3 farklı arama. Horatio getiriyor bu kalori sayarları buraya.
- yılbaşında sex. J yıl sonundakinden pek farklı değildir zannımca. Ama bir de nasıl girersen öyle gider derler tabi (burda girmek derken yılı kastediyorum) ama bütün yıl da, ne bileyim, tükenir insan, cezerye tavsiye ediyorum sana kuzum
- evde el yapımı tef yapalım. Heheh sen bizdenmişsin, gel şöyle ortaya ohh 60 70 80 sabahlar olmasın..
- nisan da ne yapalım en güzel şeyler yapalım. Biz mani olmayalım, iyi bir şey çıkarsa haber ver
- liseli kızların soyunma odalarından görüntüler. Hehehehe en azından ne istediğini biliyorsun. Ne cinselliğe aç bi milletmişiz kardeşim, aile müessesesi burası.
- nasıl büyüler var. Ben vanilyalısını tercih ediyorum
- haftaya cumartesi antalyaya thy ile gidenlerin isimleri. Muhahahah bu kıskanç bir kadının başının altından çıkmadıysa nolayım. Bari bir tarih ver di mi, böyle afaki hackerlık yapılmaz ki pess
- bozkırın yerel sarkıcıları. Benim buyrun
- no videos found for 'arapca oyun oynayarak ders'. Normal tabi bulamaman. Biraz karışık bi kavram olmuş. Kaldı ki vidyosu. Hımmm
- erkek bitti derse.evet biliyordum geri döneceğini, biliyordum!! Senin cevabın burda.

Hadi dağılın artık herkes googleın başına, hadi canım.