31 Temmuz 2007 Salı

Michelangelo Antonioni


O da ölmüş.Bergman'dan bir gün sonra.Sevdiğim tüm yönetmenler tek tek gidiyor. 95 yaşındaydı .Sonuçta ne biliyim böyle insanların ölmesi orta-2'deyken Kurt Cobain'in ölmesiyle aynı etkiyi yaratıyor bünyede.

Dönüşte Blow-up'ı tekrar izleyip anarız kendisini..

30 Temmuz 2007 Pazartesi

Ingmar Bergman



Yaşayan en büyük yönetmen derlerdi kendisi için.Bugün öldüğünü öğrendim.Toprağı bol olsun.
Başlamak isteyenler için önerim THE SEVENTH SEAL

28 Temmuz 2007 Cumartesi

Aklıma Takılanlar işte

1-Cumartesi çalışmak ama ne çalışmak. Zamanı boşa harcamak,verimsizlik. hepsi bu sinemada. hafta içi de böyle. Gönen'in havasından mı suyundan mı inanılmaz bir sıkıntı var. Bütün gün ruh gibiyim,yataktan zor kalkıyorum zaten. bitse de gitsek.
2-Saçlar Coolidge modeline döndü,Salami gibi adamım ben oysa..


3-Herbert sayesinde fotoğraf makinası edindim.Olympus SP 510.yanında tripod da var.internetten sipariş hopp 2 gün sonra burda.iyi valla.ucuz etin yahnisi olmasın sakın.
4-Herbert demişken bir Coffee and Cigarettes vardı noldu ona?
5-TKP en yüksek oyu Ardahan'da almış.her yerin pavyon ve tekel büfesi olduğu bir yerde yaşasaydım ben de komunist olurdum heralde.Le Kanta diye bir yer vardı orda, öğlen kebap,akşam bira.
6-Daha gider bu..

26 Temmuz 2007 Perşembe

Hayrına Reklam Serisi-1

Soğuk bir Zafer Gazozu ne güzel gider şimdi bu sıcakta.Sadece Denizli ve civarında satılıyor benim bildiğim..Keşke şöyle bir kaç kasa alsaydım ordayken..Uludağ ve diğer bilimum gazozlar hikayedir bunun yanında..Ne çok şekerlidir, ne de çok asitli..Dodocum göndersene ordan bir kasa:)

hindenburg

bu sabah işe balonla geldim diyebilirim. hatta dedim bile. dün ani bir kararla bu sabah balon turu yapmaya karar verdik de.



sabahın köründe uyanıp yol arkadaşlarımızla birlikte balon pistine (öyle denir herhalde) vardık ki balonlar çoktan şişmeye başlamıştı.



ortamdaki tek na-turist olmamız başta biraz tuhaf gelse de çabuk adapte oluyor insan. bol japon turist yine her zamanki "noluyoruz yav" dedirten acayip ünlemleri, renkli aksesuarlarıyla ilgimin odağıydılar. bir de onlarla aramda şöyle bir kaynaşma var, ben de fotoğraf çektim mi milyon tane çekerim. var mıdır acaba soyda japonluk.



neyse efendim hop diye havalanıyor bu balon dedikleri.



fakat burada öyle bir piyasa var ki, bizimle beraber yaklaşık 20 tane daha balon kopuyor. tabi balon çok olunca renkli görüntü de bol oluyor.



balona binmek isteyenlere not, benim gibi "yukarı çıkıcaz, soğuktur oralar hafazanalah" deyip 40 kat giyinmeyin. bir: öyle stratosferin üst katmanlarına falan çıkmıyosunuz, can çatlasa kırk metre. iki: o balonun püsmürgeci mi desek alev atarı mı desek ejderhası mı desek ne karın ağrısıysa, ortamı göbek taşı kıvamında ısıtıyor, ızgara piliç misali yandıkça öbür tarafını dönüyor insan.



neyse manzara şahane, 1 saat havada süzüldük, vadilere girip çıktık ve mesaiye de yetiştik.



bu arada koca balon fosaltılınca (fosaltılmak: fiil, fosaltılmış olma haline geçirilmek) şöyle bir şey oluyor. şu hayatta ne oldum değil ne olucam demeli azizim



not 1: yakaladığım ters ışıkla birlikte melonun çatlamasında hiçbir sakınca görmüyorum



not 2: çektiğim 8 milyon adet fotoğrafı merak ediyorsanız (biliyorum ediyorsunuz)

http://picasaweb.google.com.tr/hrbrtvl/Kapadokya

25 Temmuz 2007 Çarşamba

23 Temmuz 2007 Pazartesi

Kısa ve Acı

Küçük bir çocuğun yere kapaklanıp ağlamaya başlaması arasındaki geçen süreye hastayım..

geldi

bu gece uzun olacak besbelli
biliyorum

22 Temmuz 2007 Pazar

%48

Yorumlayamıyorum.