12 Mayıs 2008 Pazartesi

tiny dancer


The only true currency in this bankrupt world is what you share with
someone else when you're uncool.

9 Mayıs 2008 Cuma

Tunus#2



Mr.TGM@Tunisia
Yakında bu sinemada!

pangea day

8 Mayıs 2008 Perşembe

Takım Elbiseli Devrimci(!)



Dün akşam işten çıktığımda saat 8 gibiydi.
Dediler ki Odtü'de konser varmış,Şilili bir grup çıkıcakmış.
Yoksa Inti Illimani mi diye sordum,evet onlarmış.
Konserin ikinci yarısına yetiştik. İspanyolca şarkılara eşlik etmeye çalışan eğlenceli ve güzel insanlar vardı çimlerde..Şarap ve biralar ellerde..
El Condor Pasa'yı bekledim çalarlar diye, belki biz gelmeden önce çalmışlardı.
Olsun sonu güzel bitti en azından..

"El pueblo unido jamas sera vencido"

Dedikodu



Güzeller güzeli Fransız spiker Melissa Theuriau, Fransız komedyen bozuntusu, Amelie'deki manav çırağı Jamel Debbouze ile evlenmiş diyolar!!
Bu çiftin çocukları nasıl olur acaba?

Kapı kilitleriyle kültürel yolculuk

Farklı kültürler gündelik hayatta kullandığımız eşyaların da farklılaşmasına yol açıyor elbette. Bu farklılıklardan ortaya çıkışını en merak ettiğim şey klozetlerdeki taharet musluğu. Nasıl oluyor da Avrupa'da, Amerika'da filan "kuru temizleme" yapılıyor da biz suyla yıkama yapıyoruz? Bu Türklerin göçebe hayatından mı kaynaklanıyor yoksa İspanyol kaşif Pizarro'nun İnka İmparatoru Atahualpa'yı esir almasından mı?

Dün akşam bizim apartmana girdim. Merdivenlerden yukarı çıkarken aşağıdan sesler duydum. Trabzandan aşağı sarkarak baktım, iki çift çekik göz bana bakıyor ve "hello, hello" diyordu. Aşağı indim.

Bizim alt dairenin kapısının önüne serilmiş migros poşetlerinin üstüne oturmuş, cips ve kola ile hayatta kalma mücadelesi veren iki çekik gözlü kız vardı. Door open filan bir şeyler miyavlıyorlar ama anlamak mümkün değil. Sonunda bir tanesi kapıyı ve elindeki anahtarı gösterip "open the door please" dedi.

Türk yardımseverliğini bu turist arkadaşlarımıza göstermek amacıyla verdikleri anahtarla kapıyı açtım. Çok minnettar oldular. Sonra kafama sert bi şeyle vurmuşlar. Uyandığımda cüzdanım ve arabanın anahtarları gitmişti. Şaka şaka.

Efendim, olay şu: Bu Tayvanlı kardeşlerimiz kapının kilidini 3 tur çevirerek normal bir şekilde açmışlar. Ancak Türk aklı gerektiren ve kilidin dilini içeri almaya yarayan sihirli dokunuşu bir türlü becerememişler. Nasıl yapılacağını gösteriyorum, önce 3 kere çevir, sonra kapı kolunu hafif çek, sonra 4.kez çevirmeye çalış, sonra ileri ittir, diyorum. Anlamıyorlar. Ben de bu zavallı kapıda kalmış insanları bizim eve davet ettim. Geceyi beraber geçirdik. Şaka şaka.

açık çağrı no 2

Şöyle Tunus görmüş bir arkadaşımız olsa, fotoğraflarını, maceralarını bizle paylaşsa...

7 Mayıs 2008 Çarşamba

Belagat

belagat -ti
isim, eskimiş (bela:gat, l ince okunur) Arapça bel¥¦at

1 . İyi konuşma, sözle inandırma yeteneği:
"Gülünç olduğu kadar hazin bir belagati varmış."- H. F. Ozansoy.
2 . Söz sanatlarını inceleyen bilgi dalı, retorik.
3 . edebiyat Konuyu bütün yönleriyle kavrayarak hiçbir yanlış ve eksik anlayışa yer bırakmayan, yorum gerektirmeyen, yapmacıktan uzak, düzgün anlatma sanatı.
4 . mecaz Bir şeyde gizli olan derin anlam:
"Sükûtun belagati."- .

Bugün yine saatlerce toplantı yaptık. Bir sonuç çıktı mı? Hayır. Zaten toplantıya ayrılan zamanın %10 filan verimli geçiyordur herhalde, geri kalan zaman aynı lafların tekrarı, çay kahve molaları, ego tatminleri...

Neyse efendim, bugünkü toplantılardan birinde karşımızda bir amcamız vardı. Kendisi, düzgün ve yerinde yaptığı konuşmalara ek olarak karşısındakine kızdığı anlarda bile koruduğu sükuneti ve bu kızgınlık anlarında normalde ağızdan çıkabilecek çeşitli laflara bulduğu karşılıklarla gönlümüzü kazandı. İşte bazı örnekler:

Karşı taraf saçma sapan kanıtlarla iddiasını ispatlamaya çalışıyor.

Horatio olsaydı: "atma ulan o kadar da değil, ağzından çıkanı kulağın duysun"
Amca: "Lütfen bunları söylerken karşınızda bir muhatap olduğunu unutmayın."

Karşı taraf daha önce söylediği bir şeyin tersini iddia ediyor.

Horatio olsaydı: "yok artık, daha dün böyle böyle demiştiniz."
Amca: "Önce bir hafızalarımızı tazeleyelim."

Karşı taraf hiçbir çözüm yoluna yanaşmıyor.

Horatio olsaydı: "eee siz de ne ...ye ne ...ye geliyosunuz"
Amca: "Böyle durumlarda en kötü şey iradesizliktir. Sizde de bu irade eksikliğini görüyorum."

Öğreneceğimiz çoooook şey var.

1 Mayıs 2008 Perşembe

1 Mayıs - orantılı güç

http://video.haberturk.com/Video.aspx?v_ID=35635&k_A=haberturk

http://video.haberturk.com/Video.aspx?v_ID=35634&k_A=haberturk

Yaşasın 1 Mayıs

Tıpkı tabur komutanının çarşı izinlerini yasaklaması gibi...
"İstanbul Valiliğinden gelecek ikinci bir talimata kadar" Taksim'e girilemiyor.