13 Kasım 2007 Salı

My Name is Earl

Samanyolu Televizyonunun yeni dizisinin tanıtımından bir parça: "Hayata hep serseri tarafından bakan Murat, hırsızlıkla, dolandırıcılıkla yolunu bulmakta; böylelikle bu adaletsiz dünyadan kendi payına düşeni aldığına inanmaktadır. Fakat son işinde yakayı ele verince Murat için her şey bir anda değişir. Hapse atılan genç adam, hırsızlığın sevimsiz yüzüyle karşı karşıya kalmıştır. Sırtında tonlarca günah, kurtuluşuyla arasında yüzlerce hayat olduğunu fark eden Murat, daha önce kötülükte bulunduğu insanlardan helallik istemek için kolları sıvar. Tövbe kapısını aralayan eski hırsız, artık geçmişte işlediği günahlardan pişmandır ve üzerindeki kul haklarından kurtulmalıdır. Fakat bu nasıl olacaktır? Hakkına girdiği onca insanı tek tek nasıl bulacaktır?"

CNBC-E'de yayınlanan My Name is Earl dizisini takip ediyorsanız yukardaki senaryo tanıdık gelecektir. Bu dizide hırsız Earl, Karma felsefesine inanıp kendisine bir liste yapıyor ve hatalarını tek tek düzeltiyordu. Samanyolu'nun dizisi de aynen bunu anlatıyor işte. Yıllardır değişik dizilerin Türk versiyonlarını izlemiştik ama bu kadarı olmamıştı.

İşte ana karakter Murat:

Earl:

Dizinin adı da muhteşem: HAKKINI HELAL ET
Diziyi izleyince düşüncelerimi paylaşacağım.

9 Kasım 2007 Cuma

Aklıma takılanlar

1-Metro treni, Levent durağında 1-2 dakika bekliyor, sebep olarak da "sinyalimiz kapalı" diyorlar. Sinyal ne demek? Bu bir şifre mi? Tek hat metro böyle bekliyorsa, yirmi hatlı metrosu olan şehirler zavallı mı?


2-Digitürk reklamındaki kızlar bizim kapımıza dayansa, Lost'taki en ince ayrıntıyı sorsalar, yine de geri dönmezler öyle. Hem Digiturk'üm var, hem de Lost'un tüm bölümlerini ezbere bilen ev arkadaşım. Sağdaki iyiymiş.
3-Trafikte Truman Show sendromu yaşıyorum. Bu sendromu ben icat ettim. Şöyle yaşanıyor: Kullandığım yolda keşmekeş bir trafik var diyelim. Bu yolun bir noktasında da gideceğim yere beni ulaştırabilecek başka bir yolu görüyorum. Bomboş. Ertesi gün o yolu kullanmaya karar veriyorum. O da ne? Dün aynı saatlerde bomboş olan yol, bugün 600 tane arabayla dolmuş.

4-Esin'in sobelediği gereksiz teknolojileri yazamadım hala. Esin de ne kendi bloguna ne bize uğruyor zaten. Umarım iyidir kendisi.

7 Kasım 2007 Çarşamba

Kadın Hafızası

E: Bak benim gittiğim spor klübü Hürriyet En İyi On'da 1 numara seçilmiş.
K: 4 ay önce en iyi seçilen o dondurmacıya gittiğimizde "bu listeler işe yaramaz, parayı bastıran adını yazdırır" diyen sen değil miydin, ne oldu şimdi?
E: chatbot error, please restart to continue.

8-0



bu sefer çubuklu formaları evde mi unutmuşlar?

hehehehehehehehehehehehehheheheheheheheh

6 Kasım 2007 Salı

Türkiye Blog Konferansı

Şu dakikalarda konferans başlamıştır sanırım. Konumuz bloglar, yer Yıldız Teknik Üniversitesi, katılım ücretsiz. Bir ara bizim bloga da yorum bırakan Eda Suner konuşmacı olarak katılıyor.

PROGRAM

Saat Konu Konuşmacı
13:30-14:00 Açılış Konuşması Çağlayan Arkan
Microsoft Türkiye Genel Müdürü
14:00-14:20 Türk Blog Yazarları Platformu Mert Ulaş
14:20-14:40 Internet Stratejileri ve Web 2.0 Arda Kutsal
14:40-15:00 Panel: Kişisel Blog Başarı Öyküleri Eda Suner & Devletşah Özcan
15:00-15:20 ARA
15:20-15:40 Web 2.0 ve Sosyal Ağlar Alemşah Öztürk
15:40-16:00 Interaktif Yaklaşım Murat Buyurgan
16:00-16:20 Pazarlama İletişimi ve Blog A. Selim Tuncer
16:20-16:40 Sosyal Ağların Blog Dünyasına etkileri Alper Akcan
16:40-17:00 Panel: Başarı Öyküleri; Fikir Atölyesi ve Marketallica Tunç Kılınç & Özgür Alaz

5 Kasım 2007 Pazartesi

remember remember 5th of november


"Beneath this mask there is more than flesh and bones. Beneath this mask there is an idea, Mr. Creedy, and ideas are bulletproof."

The Bluemoon Cafe

İstiklal Caddesinde karşılaşılan turistlerin zor duruma soktuğu Horatio'yu kurtaran Mr.TGM'nin öyküsüdür.

Turist 1: Excuse me, do you know where The Bluemoon Cafe is?
Horatio: Never heard of it.
Turist 2: It should be somewhere near Point Hotel.
Horatio: Point Hotel? Yes, you will turn left, walk across the street and you will see McDonald's there, and...
Mr.TGM: And ask somebody!

2 Kasım 2007 Cuma

al sana bir soru

birazdan çıkıp ne bulursam yiyip otel odama dönmek niyetindeyim. iş kısmı zaten belli, raporlar vs. tgm yazmış aşağıda. 5,5 aylık delidivanesel iş salınımının sonuna yaklaşırken ayaküstü bir sosyal hayat muhasebesi yapıverdim:

  • 5 sezon Alias
  • 3 sezon Grey's Anatomy
  • 3 bölüm Heroes
  • sayısını bilmediğim film
  • 15-20 tane bitsin artık temalı iş yemeği
tekrar edeyim 5,5 aydır sosyal hayatım ortalama 170 bölüm dizi, birkaç film ve sıkıcı yemekten ibaretmiş :) ha bir de ev taşıdım

sonra morkoyun'un bir yazısından bir cümle geldi aklıma:

"Büyüdüğümü biliyorum coktandir da ne vakit öldüğümü hatirlayamadim... "

11. Ankara Caz Festivali



11. Ankara Caz festivali 15 Kasım'da başlıyor. Son konser tarihi 27 Kasım.
Ankara'ya dönüşte cemiyet hayatına adapte olmak için iyi bir fırsat.
22 Kasımdaki Michel Borstlap&Sibel Köse trio konseri kaçmaz.
Detaylı program burada

1 Kasım 2007 Perşembe

Neresi Sıla Bize Neresi Gurbet

Kat edilen 8.000 km, 4 kasaba, 1 şehir
Kötü oteller,karanlık ve dar yollar, sevimli insanlar
Ütüsüz takımlar,yorgun akşamlar,bitmeyen çalışmalar,
40 küsür rapor,imzalar,evraklar,dosyalar,
Yalnızlık,mutsuzluk,özlemler, neyi özlediğini tam anlamamalar,anlamsız tamlamalar
Böylelikle geçen 5 ay.
Sonunda eve döndüm,hala dönemeyenler de var.

Çarşamba sabahı işe gitmeden önce Tunalı'daki Mado'da otururken aklımdan geçenlerdi bunlar.