5 Haziran 2007 Salı

Fotoğraflarla Emirgan Korusu

"Seni sevmiyorum Ferit"
"Nayııır, nolamaz"
konulu fotoğraf
Emirgan Korusu
Bir tatlı huzur
Emirgan Korusu
Emirgan Korusu
Emirgan Korusu
Mantar ağaç
Emirgan Korusu
Hisarda kahvaltı yapmaktan sıkılanlara
Emirgan Korusu - Köşk

4 Haziran 2007 Pazartesi

Google

Google hizmetlerinden kaçını kullanıyorsunuz? Ben kullandıklarımı sayayım. Arama motoru, Gmail, Blogger, YouTube, Takvim, Picasa, Earth, Maps, Alerts, Analytics, Belgeler, Not Defteri, Masaüstü Arama ve bazen Reader. Ne korkunç değil mi?
Google'ın her hizmetinden memnunum. Ancak bu kadar çok şeyin tek elde toplanması, korkutucu bir hal almaya başladı. Bu adresteki yazıda Google'ın tüm satın almaları mevcut. En önemlilerini sayacak olursak, 2004te Picasa'nın alımıyla başlayabiliriz. Picasa bir görüntü düzenleme yazılımı. Urchin, Mart 2005: Şimdiki adıyla Google Analytics, web sitelerindeki ziyaretçi trafiğini kaydediyor. Writely, Mart 2006: Belgeler hizmeti, web üzerinden çeşitli ofis dosyalarını oluşturmanıza yarıyor. YouTube, Eylül 2006: Söze gerek yok. Doubleclick, Nisan 2007: Google Adsense neredeyse rakip olan doubleclik şirketini satın aldı. Panaromio, fotoğraf paylaşma sitesi.
Öyle iz bırakır bir durumdayız ki. Gmailden e-postalarımızı okuyor, Google'dan ilgi alanımıza giren konularla alakalı arama yaptırıyoruz. YouTube'dan hoşumuza giden videoları izliyor, Earth'ten evimizi, işyerimizi işaretliyoruz. Gideceğimiz adrese Maps'ten bakıyor, günlüğümüzü Blogger'da tutuyoruz. Hani Google bunları kötü niyetle kullanacak olsa (ki belki kullanıyorlardır) Horatio'nun kim olduğu açık seçik ortada. Sanki küçük bir ilçede yaşıyormuşsunuz gibi. Herşeyiniz biliniyor.
Yakında Google Internet'in tamamına sahip olacak, göreceğiz günümüzü.

Tecavüze Uğrayan Polyanna

Her ne kadar uzun süre evimden uzak kalsam ve Mr.TGM nin de dediği gibi Bates Motel tadında bir yerde kalsam da, herşeye iyi tarafından bakmak lazım. Bakın bir tanesi bu: fotografı çekilecek yeni malzemeler.

Ama ben şapşallığıma doymayım, haftasonu gittiğimiz pikniğe fotoğraf makinamı götürmeyi unuttum. Böylece "kene varmış buralarda" uyarısıyla çoraplarımızın içine soktuumuz paçalarımızı ve arabanın dikiz aynasını yemeye çalışan ineği baltayla kovalayan piknik arkadaşımı paylaşamıyorum sizinle. Ama şu kadarını söyliyim, bozkır iç anadolunun göbeğinde az bulunur ormanlardan birindeydik, ortam ve manzara çok güzeldi.

Aşağıdaki resimleri ise yolda görev yerime giderken çektim. Eleştirmeye başlamadan önce söyliyim bunları 100 küsür km/saat hızla giden bir arabayı kullanırken çektim, objektif filtresi olarak da ölü sineklerle bezeli ön camım var.



Gerisi flickr'da

3 Haziran 2007 Pazar

MFÖ yakar gönlümü

MFÖ'yü çok severim. Babam bana Peki Peki Anladık'ın olduğu kaseti aldığında herhalde 7-8 yaşındaydım, çok sevinmiştim. Büyüdükçe diğer şarkıları da keşfettim. Gitar çalmayı öğrenince ilk Güllerin İçindeni çaldım. Ankara Kızılayda İş Bankası üstgeçidinin ayaklarındaki (sokağın adını hatırlayamadım) Ada Müzikte Ele Güne Karşı kasetini hazineymiş gibi bulup günlerce dinlemişliğim vardır. Geçen sene Açıkhavadaki 30 Haziran MFÖ konserinde Sarı Laleleri dinlerken ağlıyordum az daha.

Kalbimdeki MFÖ sevgisini anlatabildim sanırım. Şimdi bunların üzerine Mazhar Alanson'u saçma sapan TTnet reklamlarında görünce yıkıldım. Onlar ne kötü espriler öyle! Tamam Mazhar Alanson zaman zaman acayip açıklamalar yapar, bizi üzer filan ama, bu reklamlar sindirilebilecek gibi değil.

Bir de Fuat Güner'in X-star yarışmalarından birinde jüri olduğunu öğrendim. Buna da canım sıkıldı. Yakında birisiyle saçma sapan bir polemiğe girip adının kötüye çıkmasından korkuyorum.

Özkan, sen akıllı adamsın. Gel kurtar şu grup arkadaşlarını bu alemlerden.

1 Haziran 2007 Cuma

Gidiş-Dönüş-İlk İzlenimler

Horatio'nun dediği gibi bizim turne başladı..Basta,davulda,gitarda ve vokalde Mr. TGM..5 aylık Anadolu gezimizin ilk etabına Mayıs'ın son günü sabahı başladım..Rahat sayılabilecek bir yolculukla önce Denizli'ye,ardından da Tavas ilçesine vardım..Ankara'dan Bodrum-Marmaris tarafına gidenler bilir,Tavas Denizli ile Muğla arasında ufak bir ilçe..Ama birisini buraya bıraksalar ve nerede olduğunu tahmin et deseler Ege Bölgesi'nde olduğuna ihtimal vermez heralde..Öncelikle kalınacak yer ve yemek yeme yeri olarak sıkıntılı bir yer..Kaldığım yer Amerikan filmlerinde gördüğümüz, üzerinde "HOTEL" yazan yol kenarları otelleri gibi..Hatta bunlardan tek farkı üzerinde "OTEL" yazması sanki..Yemek konusu ise daha kötü..Kasaba merkezinde yemek yiyecek bir kaç pide salonu dışında düzgün yer yok gibi..Öte yandan bu tür şeyleri dert edecek bir yapıda olmadığım için fazla takmadım..Sonuçta ilk defa değil bu tür yerlere gelişim..
Bu arada kasabamız muhafazakar bir yer olduğu için Cuma günleri esnaf pek takılmıyor..Zaten adamların dünya umrunda değil sanki..Her köşebaşı bir kahvehane..Öğlen gofret aldığım dükkanın bir tekel bayisi olduğunu farkedince şaşırdım aslında..Esas şaşkınlığım ise uzun saçlı,Küba devriminden yeni gelmiş abiyi görünce oldu..Dükkanın çıkışında arkama bakıp tabeladaki yazıyı görünce tamam dedim korkulacak bişey yok.."COMMANDANTE TEKEL BAYİİ"..

Yarın bu yöredeki ören yerlerine bir bakıcam..Devam edicez korkmayın bu kadar..Mr. TGM is back:)

In this town we have no sympathy

1 Haziran. Resmen yaz geldi. Bugün İstanbul'da hava parçalı bulutlu, sıcaklık 25 derece, deniz masmavi, Fatih Sultan Mehmet köprüsünde Anadolu'dan Avrupa'ya geçişlerde yoğunluk etkisini gösterirken Mecidiyeköy-Çağlayan istikameti açık.
Kimseye nispet yaptığım falan yok, özellikle de GodForgottenPlace'lerde olanlara. Son 3 senedir, Mayıs başında peydahlanıp, ortasında iyice azan, Haziranla birlikte belamı bulduran sıkıntıyı bu sene yaşamadım. Çok keyifliyim. Şenlikler başlasın, davullar çalsın, dargınlar barışsın!
Mesainin bitmesiyle birlikte tarihte ilk defa 1 Haziranda İstanbulda olmanın keyfini çıkaracağım. Bebek sahiline kadar yürüyeceğim, orada batan güneşin karşı yakadaki yalıları sarı-turuncu renge boyamasını seyredip geri döneceğim. Belki yolda bi de Abbas waffle patlatırım.
Herbert, TGM ve Dodoya Tanrıdan sabır diliyorum. Aşağıdaki şarkı hepimiz için geliyor.
In this town All streets lead to sea All girls and boys Leave by A.M. 3
In this town All the rooftops glimmer All the engines stop And you hear the silence of your lover
In this town We have no sympathy


Melontheroad, hatırladın mı?

31 Mayıs 2007 Perşembe

80leri seviyorum

Şirketimizin Genel Müdürü benden "İçinde Alphaville'in filan olduğu bir CD olsa ne güzel olur" şeklinde bir 80ler CDsi isteyince hemen kolları sıvadım ve CDyi hazırlamaya başladım. İşte şarkılar:
1-Big In Japan - Alphaville (1984)
Açılışı tam 80lere yakışan bir şarkıyla yapmak gerek. Bu şarkının giriş notalarını duyunca 80ler çalıyor demeyen bloga mum diksin. Şarkının sözlerini okusam da anlamıyorum, o ayrı. Nedir big in japan?
2-Take On Me - A-ha (1985)
Big In Japan'dan sonra benzer melodilere sahip bu eserle devam edelim. Southpark'ın bir bölümünde de vardı galiba.
3-Enjoy The Silence - Depeche Mode (1990)
Biraz silkinip kendimize geliyoruz. Wikipedia'dan baktım, ETS Şubat 90da piyasaya çıkmış. Eh, 80ler sayılır. Zaten melodiye, enstrümanlara bakınca direk 80ler zaten. DMyi geçen sene canlı dinlemek nasip oldu ya, oh beee. Bu arada ETSyi ilk TRTnin bir spor programının jeneriği olarak duymuştum galiba. Mr.TGM hala bu blogu okuyorsa bizi aydınlatabilir.
4-Eye Of The Tiger - Survivor (1982)
5-Keep Me Hanging On - Kim Wilde (1987)
6-Stop! - Sam Brown (1988)
Listemizin ilk slow hiti "ooooo yuuuu beeedıııır sıtaaaap, bifoooorr". Bunun acayip bir klibi vardı, böyle kocaman kocaman Silenta boruların arasında görünüyordu Sam Brown. Yanlış mı hatırlıyorum? Yetiş YouTube!
7-Take My Breath Away - Berlin (1986)
İkinci slow (slow=bayıcı) şarkımız. Yoksa o klip buna mı aitti?
8-Billie Jean - Michael Jackson (1983)
MJ abinin onca şarkısı arasından 1.liği bilicine verdim. Bu arada şarkı sözleri MJ'nin Billie Jean'den gayrimeşru çocuğu olduğunu filan anlatıyor.
9-Tainted Love - Soft Cell (1981)
Aslında bu şarkının ilk çıkışı 1960lara dayanıyormuş. Soft Cell, 81de cover yaparak hit etmiş. 2001de Marilyn Manson'dan da dinledik şarkıyı.
10-Stayin' Alive - Bee Gees (1977)
Bakın ben bu şarkıyı seksenler zannediyordum, yetmişlermiş. Üç tane herifin bu ses tonuyla nasıl şarkı söylediğine hep şaşırmışımdır. Gerçi sonra Scissor Sisters ve Mika da benzer tonlarda kendi şarkılarını söyledi.
11-Sounds Like A Melody - Alphaville (1984)
Kapanışı yine bir Alphaville şarkısıyla yapıyoruz. Ne de olsa patron Alphaville olan bir CD istemişti, torpil yapabiliriz Alphaville'e.
80lere emeği geçen ancak listeye dahil edemediğim diğer gruplara da selam olsun.

30 Mayıs 2007 Çarşamba

Beşiktaş Pazarı Geri Döndü..


7 aydır kapalı kalan Beşiktaş pazarı sonunda yeniden açıldı. Aslında sebze meyve satılan pazar hep faaliyetteydi. Üstte gördüğünüz resim o pazarın çatısını gösteriyor. Zaten 7 aydır bağırsaklarım düğüm düğüm olmadan hayatta kalabiliyorsam bunu cumartesi pazarına borçluyum. Önünden geçerken annemin görüntüsü sağ omzumun üstünde belirir "elma aaaalll, sebze aaaaalll, vitaamiiiinn" diye inler, ben de hayırlı bir evlat olarak nebati yüklenir çıkardım .

Fakat pazarın bir de 2. boyutu vardı: kıyafet pazarı. Hani şu sosyetik kadınları çekirge sürüsü gibi tezgahlara saldırıp kıtlıktan çıkmışçasına, seri sonu ve ihracat fazlası orgysi yaşadığı mekanlardan. Sorun şu ki o pazar, pazar yerinde değil, hemen yanındaki bizim sokakta kurulurdu. Böylece sokak sadece trafiğe kapanmaz, nefes alma, yürüyebilme ve evine
ulaşabilme gibi temel insanı ihtiyaçlar açısından da sıkı yönetim ilan edilirdi. Sokakta ilerlemek aynen eski platform oyunu captain claw gibiydi. İnsan yiyen t-shirt satıcılarından oluşan ilk stage ile başlayan oyun uzayda gelen ikizlere takke isimli son bölümde "bunun en büyük boyu yok muu" diye bağıran patronu yenince sonuçlanıyordu. Bazen bu da yetmezdi çünkü tam apartmana vardım diye sevinirken, girişte bi teyzenin gelinin tuttuğu çarşafın arkasında etek denediğini ve evinize girmek istediğiniz için sizi bi güzel harpazladığını görebilirdiniz. İlk gördüğümde bu manzara bana Ankaradaki Alp Billuriyeyi hatırlamıştı (billuriye ne komik kelime, heheheheheh). Masum bi çocukken başıma geleceklerden habersiz annemin elinden tutup girdiğim bu kesme cam bardak ve çelik çaydanlık mekanı, dimağımda onulmaz yaralar açmıştı. İçeriye girince yüzünüze çarpan östrojen seliyle birlikte kendinizi ev kadınlarından oluşan bir akıntının içinde buluyorsunuz. Sağ taraftan gelen "sürahilerde yarım saat boyunca %30 indirim" anonsuyla birlikte bendini çiğneyip o yöne doğru taşan akıntıya karşı koyamayan bünye, bi süre sonra sol taraftan gelen ve çelik tencerelerdeki indirimi muştulayan anonsla bu defa hoyratça o tarafa savrulurdu. Hala bazen geceleri ter içinde "çatal kaşık takımlarında damping" diye çığlık atarak uyanırım.

Neyse lafı sündürmeyelim, Beşiktaş pazarının bu ikinci kısmı Kasım ayında malum sebeplerden kapatılmıştı. Esnaf
"Pazarlar ekmeğimiz, başkan istifa" diye protesto etse de biz sokak halkı olayı fener alaylarıyla kutlamıştık.

İşte Belediye Başkanı istifa etmek yerine olaya makul ve başarılı bir çözüm bulmuş. Sebze meyve pazarının üst katını düzenleyip sosyete pazarı esnafına tahsis etmiş. Geçtiğimiz cumartesi pazar açıldı işte ilk görüntüler:



Bu da akşam kadınlar çekildikten sonraki hali:



Bendeniz de canımı dişime takıp siz güzide blog okuyucularımız için şöyle bi geçtim pazarın içinden. Eskisinden eser yok, insan yürüyebiliyor bir kere. İçerik açısından soruyorsanız her türlü kadınsal tekstil mamülü gözüme çarptı ama kalite vs. açısından bişey söyleyemiyorum tabi. Benim ilgimi çeken akvaryum için balık ve su kaplumbağası satan bir tezgah oldu. Hele kaplumbağalardan biri (üniversitedeki bir hocama benziyordu) tam beni al dedi. Ama ben şehir dışına çıkıyorum, kuzenim de olayı "ölür" şeklinde kati bir dille reddetti. Neyse kaplumbağalar uzun yaşarmış, bekle canım dönücem..

28 Mayıs 2007 Pazartesi

hipput tupput täppyt äppyt

Mr.TGM'nin bir zamanlar bize tanıttığı Levan's Polka'yı bizim reklamcılar ciddi biçimde aşırmış. Hani etkilenme, esinlenme filan diyeceğim ama içim razı olmuyor. İşte Levan's Polka taklidi bir fon müziğiyle Çağla Kubat'lı Filli Boya reklamı.


Bu arada daha iyi bir esinlenme için buyrun :D
Sean Paul - Temperature



Bizim Sean Paul

26 Mayıs 2007 Cumartesi

Şarkı sözleri için

Bu adresten indirebileceğiniz MiniLyrics adlı mini program bilgisayaranızda çalan şarkının sözlerini Internetten indirerek ekranınıza getiriyor.
WMP için MiniLyrics
Windows Media Player, Winamp, i-tunes vb. müzik çalar programlar ile uyumlu olan MiniLyrics şarkı sözlerini sanki bir karaoke bardaymış gibi senkronize olarak gösteriyor. MiniLyrics, kullanıcıların veritabanına yüklediği senkronize sözleri şarkı başladıktan 1-2 saniye içinde buluyor ve ufak penceresinde gösteriyor. Özellikle benim gibi şarkı sözlerini anlamayanlar için çok eğlenceli ve öğretici bir program. Bu arada MiniLyrics veritabanı o kadar iyi ki aşağıdaki şarkının sözlerini bile bulabiliyor.